KORKMAYIN UĞURSUZ OLMAYACAK!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

KORKMAYIN UĞURSUZ OLMAYACAK!

09 Aralık 2013 - 09:15

Hicrî ayların birincisi Muharrem, ikincisi Safer ayı, üçüncüsü ise 12.gecesinde kâinatın incisi Sevgili Peygamber Efendimiz SAV’in dünyamıza ve gönlümüze teşrif ettiği Rebiül Evvel ayıdır. Bu aylar ve müteakip(ardından gelen)aylar bir kudsi tarihin unvanlarını bağrında taşımaktadır.

 

İslami kaynaklarda mübarek olduğu haber verilen başta Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe gün ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşûre günü ve bu kategoriyi paylaşan diğer mübarek gün ve geceler ayrı bir anlam ifade etmektedirler.

 

Afet, musibet, arzi ve semavî belâlar için özel değer taşıyan her hangi bir zaman diliminden bahsetmek “yapay değer” oluşturma çabasından başka bir şey değildir. Belli zamanları ve ayları İlâhî musibet ayı olarak ilân etmek Allah’ın mutlak irâdesini aylarla veya günlerle sınırlamaya girişmek anlamı taşıdığından böylesi bir inanç tarzı doğru olmamakla birlikte kulluk terbiyesine de yakışmaz.

 

İlâhî îkâz ve felâketlerin başka aylarda da meydana geldiğini göz önüne aldığımızda bazı ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilân edilmesi cahili bir geleneğin yozlaşmış uzantısından başka bir şey değildir.

 

Miladi 6.asrın cahiliyesi Safer ayını uğursuz ay olarak ilan etmiş ve bu ayda umre yapmanın bile büyük günah olduğunu iddia edecek cahili normlar türetmekten geri kalmamıştı. Bu batıl inanışa blokaj koymak için   “Umre her zaman helâldir” buyuran Hz. Muhammed SAV Efendimiz, bu ay ile bağdaşlaştırılan Tiyare(uğursuzluk)inancını kökünden söküp atmıştır.

 

Konu ile ilgili olarak iki cihan serveri Hz.MuhammedMustafa SAV Efendimiz farklı hadislerde şöyle buyurmuştur:

"İslâm'da taşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma) dır.

"Eşya da uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur."

 

Safer ayında yapılması uygun görülen şu veciz duâları kendimize vird-i zeban yapalım;

“Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dinimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum.

 

“ya dafial belaya idfa’ annel belaya fallahü hayrün hafizan ve hüve erhamürrahimin inneke ala külli şey’in kadir."

Anlamı: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzak kıl. Allah muhafaza edip koruyanların en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."

Uğrunda feda olunmaya layık olan İslam ve Kur’an davasını hayatımızda ağırlayabilmek dileğiyle esen kalın.

Bu yazı 9991 defa okunmuştur .

Son Yazılar