Kur\'an Uyarıyor;Rüzgarınız Gitmesin!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

Kur\'an Uyarıyor;Rüzgarınız Gitmesin!

20 Ocak 2014 - 07:53

Kur’an-ı Kerim’in Enfal Suresi 46.Ayetinde hâkimlerin hâkimi olan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah’a itaat edin, O’nun elçisine de. Birbirinize düşmeyin, sonra başarısız olur, kokunuz-rüzgârınız(gücünüz)gider.”

 

ihtilaf etmek ile nizalaşmayı birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Farklılık anlamına gelen “ihtilaf”, kâinat ve insan fıtratına yerleştirilmiş bir kanunudur. Rum Suresi’ne göre  “dillerin ve renklerin, gece ve gündüzün ihtilafı(farklılığı)” Allah’ın âyetlerinden biri olarak gösterilmiştir. Bu cihetle Kur’an-ı Kerim “ihtilaf”ı men etmemiş, tam tersine kâinatta cari olan “fıtratulluh”tan kaynaklanan bir kanun olduğu vurgusunda bulunmuştur.

 

Kur’an ifadesine göre “Ahsen-i Takvim”de mükerrem kılınan kâinatın kıblesi olan insanın farklılıkla yoğrulmuş özelliğini imha etmeye çalışmak, yaratılışa müdahale etmekle eş anlamlıdır. Kadına erkek duygusu, erkeğe kadınlık hasiyeti vermeğe çalışmak gibi.

 

Niza’ kelimesi ise çatışma, doğal farklılıkları kabul etmeyerek birbirine düşme, başkasının varlığını meşru saymama, onu hedefe koyarak zarar vermeğe çalışma anlamlarına gelmektedir.

 

Enfal Suresinde “Allah’a itaat edin, O’nun elçisine de itaat edin” ilahi talimatından sonra “nizalaşmayın” emrinin gelmesi büyük manalar ihtiva etmektedir. Yani Allah bir konuda söyleyeceğini söylemiş ise ve Allah’ın Elçisi onu hayatına transfer etmiş ise bununla yetinmeyerek başka ilave asli kaynaklar oluşturmada diretmeğe çalışmak bu âyetin mana ruhuna göre nizalaşmak demektir.

 

Allah’ın hakkında kesin hüküm verdiği ve Hz. Muhammed SAV’in da yaşantısıyla ortaya koyduğu bir meselede ihtilaf söz konusu olamaz. Dinin sabitelerinden değil, Furuat’ından (değişkenlerinden)olan mevzularda ihtilaf ise Hz. Peygamberin SAV diliyle rahmettir.

 

Her ihtilafı niza gibi algılayarak bir şeye körü körüne bağlanan mutaassıblar aynı zamanda her ihtilafı tefrikaya çevirirler. Nur hakikatlerinin diliyle “Kesrette vahdet”i göremeyerek Allah’ın gör dediği noktadan bakamayanlar vahdet rabıtalarını te’sis ve temsil edemezler.

 

Enfal Suresi’nin yasakladığı “ihtilaf” değil, “tefrika-niza”dır. Sadece kendi mezhebini, meşrebini, meslekini, hareketini, siyasi efkârını cebri bir anlayışla kutsamak, bizden değildir diye ötelemek hatta mü’min bir kardeşiyle ticari ve insani ilişkileri bile askıya almak muhabbet fedaileri olduklarını iddia edenlere hiçbir surette yakışmaz.

 

İman bir bünyede manevi latifelerle kendini gösterdiğinden ziya ve zulmetin, İman ve küfrün, hak ve batılın, dost ve düşmanın Rih’ini(kokusunu) alabilecek manevi bir “burun“organına ihtiyaç duyulmaktadır. Eğer bu burun manen koku alma istidadını kaybederse yanlış koku alarak dost ve düşman tefrik ve temyiz edip birbirinden ayıramaz. Artık düşmanı dost, dostu ise düşman olarak koklar hale gelir.

 

Yazımızı noktalarken Enfal Suresi’nin; eğer birbirinize düşerseniz “Rüzgârınız(gücünüz) gider” uyarısını dikkate alarak Hakk’a hizmet etmekten dolayı bununla şereflenen tüm fertlere Allah’ın ihsan ettiği “nusret ve bereket rüzgarı”nın kesintiye uğramamasını canu gönülden temenni ve niyaz ederiz.

 

Kalkınmak istiyorsak bunu ancak Hakk’a hizmet ve adalet ile yapabiliriz. Orhangazi’nin vasiyetiyle bitiriyoruz: İslam Dinine hizmet edenlere hizmetkâr olabilmek dileğiyle baki selamlar dilerim…

Bu yazı 12369 defa okunmuştur .

Son Yazılar