KUR\'ANI MUHAFAZA İÇİN HIFZETMELİ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

KUR\'ANI MUHAFAZA İÇİN HIFZETMELİ

02 Mayıs 2013 - 13:57

Yüce Allah’ın indirdiği ve koruma altında tuttuğu Kur’an, şerefli kâtiplerin ellerinde yazılmış olup sözlerini, anlamını, hükümlerini, ahlakını korumakla “hafızlık” şerefine ulaşan mü’minler aracılığıyla yeryüzünün her tarafına mesajını ulaştırmıştır.
Kur’an’ın sadece lafızlarını ezberleyen, teganni ile nağmeli, müzikal bir sesle okuyarak gırtlak ağalığı yapan çevrelerin, Kur’an’ın hükmüyle amel edip onu koruyacak “muhafız bölüğü”ne dönüşmesi gerekmektedir.


Kur’an’ı okumada Hz. Muhammed’in(s.a.v) ve ilk kuşak mü’minlerin bu konudaki yöntemini büyük oranda terk etmiş olmamız, Kuran’la aramıza barikatlar örerek Furkan Suresi’nin ifadesine göre ondan hicret edip uzaklaşmaya neden olmuştur. Abdullah İbn-i Mesud’un ifadesine göre; “Sahabeler Kur’an’dan on ayet ezberler, onları iyice anlayıp uygulamadan diğerlerine geçmezlerdi.
Kur’anı hayatına klavuz yapan insanlar, Kur’an’ı “tefekkür, tezekkür, tedebbür, teakkul” ile düşünüp anlamak ve gereğince amel etmekle mutmain olurlar. Kur’an’ın metnini ezberleyerek koyduğu sınırları çiğneyenleri, Hadis’in ifadesine göre, tüm cehennemin şerrinden Allah’a sığındığı “cubbul hazen”(üzüntü kuyusu) cezalandırmak için beklemektedir.


Kuran’ın bir harfini bile zayi etmeden onu hatmedenlerin ahlak ve davranışlarında Kur’an görülmedikçe, Kitabullah’ı hakkıyla takdir edememe riski ortaya çıkar.
Yeryüzünde bir melek saffetiyle yürümesini bilmiş Abdullah b. Mes’ud’a gelen biri, Kur’an’ın Kaf suresiyle başlayıp Nas suresiyle sona eren kısmını bir gecede(çok hızlı) okuduğunu söyler. Abdullah da ona : “sen gerçek anlamda Kur’an okumamışsın, sadece şiir gibi ayetleri okumuşsun karşılığını verir. 


 Kur’an’ın ilk nesli ile sonraki nesilleri arasındaki farklılığın ana nedeni; Kur’anı canlı bir hitap olmaktan çıkarıp ölü bir metne, kutsanan bir mushafa indirgemiş olmalarıdır. Tertil (düşünerek ve anlayarak okuma)yerini sadece tecvide; tecvit ise yalnızca telaffuza, o da ses sanatına dönüşerek anlaşılmayan bir kitap algısına zemin hazırlamıştır.


Kur’an’ın, ahlakı ve hayatı güzelleştirme görevini “güzel okumalarla” gidermeye çalışmak, bir süre sonra onu tarifeli okuyuş ücretlendirmeleriyle ticaret kapısına dönüştürebilir. İnsan, Kur’an’ın dolaylı değil, doğrudan muhatabı olduğundan “onu anlayarak okuma ve hükümlerini tatbik etme” sorumluluğunu kendisinde hissetmelidir.


 Kur’an’ı anlama ve vahyin aydınlığında yürümek için yapılan her gayret, “kat edilen çok önemli bir mesafe ve ulaşılan şerefli bir mertebedir.” Kur’an ve sünnete odaklanarak asli kaynaklarımızı tüm kitap ve şahısların önüne geçirip "istifade kaynağı” kılmak bereket ve şükür vesilesidir. Kendisine samimi çabalarla yaklaşana Kur’an, ona sırlarını açar. Kur’an’ı sadece bildiğiyle değil, yaşadığı kadar temsil etmek isteyen Müslümanlar olmalıyız.
İnsanların ve cinlerin önünde bir “ilahi sofra” olarak istifadeye açık Kur’an’a  karin(yakın)olmak dileğiyle….

Bu yazı 32938 defa okunmuştur .

Son Yazılar