MÜSLÜMAN BİRBİRİNİ ÖLDÜRÜR MÜ?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

MÜSLÜMAN BİRBİRİNİ ÖLDÜRÜR MÜ?

09 Eylül 2013 - 11:57

Küresel emperyalist çıkarların insan hayatından daha önemli görüldüğü günümüz dünyasında meydana gelen ve sivilleri bile hedef alan katliamların sadece kınanmakla geçiştirilmesi ve bu zulümlere seyirci kalınması, batının ve AB’nin gizleyemediği gerçek mülevves yüzleri olarak tezahür etmektedir. Kendi halkının iradesini hiçe sayan ve Firavun geleneğinden beslenen Mısır’daki darbeye karşı demokrasi havariliğine soyunmuş batının bu yanlış gidişata “darbe” bile dememesi, “ortak menfaat birliği” oldukları yönündeki algının güçlenmesine zemin hazırlamaktadır.

 

Pek çok kültürün ve dinin hayat alanı bulduğu kadim kent Mısır’da, sandığın zaferi olarak göreve gelen yönetimin birlik çağrılarına ve gösterdiği çabalara rağmen çeşitli hile ve tuzaklarla müslümanın müslümanı öldürmesi ,”hasta ilaç ile kurtulamıyorsa bari öldürelim kurtulsun” anlayışıyla cunta yönetimi devreye girmiş ve insanlık onurunun katliamıyla sonuçlanan acı tablonun ortaya çıkmasına fırsat verilmiştir.

 

Kur’an-ı Kerim’in Fatır Suresi 43.Ayetinde Yüce Allah inanan toplumlara kurulan kötü tezgahlardan bahsederek onları şöyle uyarmıştır;

 

“onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Hâlbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın.”

 

Zalimlerin İslam’ı hayat kapsamının dışında bırakma emelleri, İslam Ümmeti içinde tertip edilen hile ve tuzaklarla gün yüzüne çıkmaktadır. Müslümanların “dünyevileşme sendromu” ile daha fazla dünya nimetlerine ulaşabilme zaafı ise bu zalimlerin ekmeğine yağ sürmektedir.

 

Bir trafik kazasını ya da magazinsel bir olayı daha çok gündeme taşıyan global medyanın Mısır’daki olayları kapsamlı olarak yayınlamaktan ictinab etmesi büyük bir tezadın,azim bir paradoksun ifadesi değil midir? Müslümanların ise bir Ramazan bayramı sabahında ve diğer vakitlerde de birbirlerini öldürmek durumunda kalması izah edilir bir durum olamaz.Öldüren de Müslüman, ölen de Müslüman.

 

İran, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Suriye ve bugün Mısır'da yaşananların analizi yapıldığında ortaya çıkan sonuçlar hep aynı kapıyı adres göstermektedir.Ustad Mehmet Akif'in ifadesiyle "tek dişi kalmış bir canavar" hükmünde olan Batı dünyası ve işbirlikçi ortaklarının asırlardır müslüman coğrafyanın özellikle Ortadoğu ve Türkiye’nin gelişmesini engellemeyi amaçlayan her türlü senaryoyu,hile ve tezgahı meydana çıkarması insanlık adına ciddi endişelerin oluşmasına neden olmaktadır.

 

Yazımızı Hz.Muhammed SAV.'in asırlara ışık tutacak ibretli sözüyle bitiriyoruz;

 

“İnsanlar öyle günler görecek ki katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” “Bu nasıl olur?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Herçtir! Öldüren de ölen de ateştedir.”

 

Bediüzzaman Hazretlerinin Nurlu Temel Eserlerinde belirttiği şu veciz dua günümüz müslümanları için ders ve ibret niteliğindedir.Bizde bu duayı lisanımıza virdi zeban yapmalıyız;

 

"ALLAHIM,KENDİ KUVVETİMİZİ KENDİ ARAMIZDA BİRBİRİMİZE KARŞI KULLANDIRMA."

 

Bu yazı 20541 defa okunmuştur .

Son Yazılar