ÖF DENMESİ BİLE YASAK
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

ÖF DENMESİ BİLE YASAK

08 Mayıs 2013 - 13:12

Anne-baba, çocuklar, hatta torunların bir arada yaşadığı büyük ailenin yerini sanayi inkılâbı ile çekirdek aile dönemi almıştır. Yaşadığımız bu asırda insanlığı kasıp kavuran manevi yangınlar ile çekirdek aile de çözülmekte ve neredeyse ailenin sona erdiği bir sosyal görüntü ortaya çıkmaktadır. Cemiyetin huzuru için sorumluluk makamındaki tüm kesimler bu çözülüşün alarmını veriyorlar. Toplumların her katmanında, özellikle yaşlılık dönemlerinde “yalnız ve mutsuz insanlar” dramı kendini iyice hissettiriyor. Ancak komşularının ihbar etmesiyle kapıları kırılarak açılan yalnız yaşayan bireylerin ölmüş ve kokuşmuş cesedine rastlanılması insanlık adına utanılacak bir durum değil midir?

Toplumların savrulmuşluk noktasına geldiği bir dönemde, insanlık için, susuzluktan çatlamış toprağın suya ihtiyacı kadar hayatiyet arz eden İsra Suresi’nin ilahi hakikati, insan psikolojisine ilişkin çok hassas ayrıntılarını önümüze koymaktadır.

Peygamber Efendimiz’in(s.a.v.)Mekke ile Kudüs arasındaki gece yürüyüşünü konu edinen ve bununla isimlendirilen İsra Suresi’nin 23-24’üncü ayetlerinde “Allah’ın vefa çağrısı”na rastlanılmaktadır.

“Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “öf” bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.” Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: “Ya Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!”

Yukarıdaki ayetler, evlatların anne babanın ihtiyarlık zamanlarında, yaşlılıktan kaynaklanan meşakkatler sebebiyle onlara “öf” diyebileceğini, hatta anne-babayı azarlayabileceğini hatırlatarak uyanık ve tedbirli olmayı ihtar etmektedir. Adeta Kur’an bu ihtar ile “öf” demek ve azarlamak gibi yanlışlıkları asla yapma, güzel söz söyle, onların gönüllerini al, kalplerini ferahlandır demektedir.

Anne-babaya dua ederken, kendi küçüklüğünü hatırla, onların sana nasıl iyi davrandıklarını unutma. Annenin seni nasıl karnında 9 ay nice zorluklarla taşıdığını ve doğum sonrası seni nasıl şefkatle emzirdiğini, geceleri uyanıp senin için uykusuz kaldığını hatırla. Babanın, senin geleceğin için nasıl gecesini gündüzüne katarak çalıştığını hatırla.

Evlatlarının kendisine iyi davranmasını isteyenler anne ve babasına iyi davranmak zorundadır.”men dakke dukka”sırrınca insan yaptığı amelinin cinsinden ceza görür. İnsanoğlu er geç yaşlanıp evladının onu himaye etmesine muhtaç kalacaktır. Evladından “öf”bile duymak istemeyenler, “cennetin ayakları altında olduğu annesine”,”cennet kapılarının tam ortasında duran babasına” öf bile dememeli. Burada söylenecek bir öf, öteki âlemde nedametler yutkunarak söylenecek binler belki milyonlar “öf” lara dönüşebilir.

Anne-babana niçin “öf” dedin, neden onları azarladın, neden şefkat kanatlarını onların üzerine germedin, neden çocukluğunda onların sana gösterdiği titizliği unuttun, neden onlar için dua etmedin?” sorularının sorulacağı ve hesabın zerre(atom)kadar bile olanının mizana konulacağı bir günde mahcup ve müflis olmamak için anne ve babalarımızın kiymetini ganimet bilelim.                        

Bu yazı 24759 defa okunmuştur .

Son Yazılar