Rabia Meydanı Kimin?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

Rabia Meydanı Kimin?

16 Mayıs 2014 - 17:35

Mazlumların yanında zalimin karşısında Firavun zulmüne karşı eşsiz bir direniş gösteren marka isim Hz. Musa, nebevi büyük mücadelesini Mısır’da vermiştir.

 

Kadim şehir Mısır'da 3 Temmuz tarihinde halkın iradesine rağmen askeri darbeyle gündeme gelen yönetime karşı direnişin merkezi haline gelen “Rabiatü'l Adeviyye Meydanı”, 4 parmakla yapılan "R4BIA” işaretiyle son zamanların en geçerli “direniş sembolü” haline geldi.

 

İnsanlık onuruna karşı yapılan katliam karşısında sessiz kalmayarak “yumruğa dönüşen bir elin parmakları” gibi Rabiatul Adeviyye Meydanı'nı dolduran direniş erleri, elleriyle "dört" işareti yaparak “ZULME HAYIR!” mesajını tüm dünyaya haykırmışlardır.

 

Yüz binlerce kişinin iki aya yakın süren onurlu direnişi sayesinde “Rabiatul Adeviyye Meydanı” son dönemlerin en büyük sivil katliamını yaşasa da bir ucu URFA’ya kadar uzanan kardeşlik köprüsüyle “ümmet olma-kardeş olma” bilincini iftiharla temsil etmeyi başarmıştır.

 

“Üniformalı/üniformasız bürokrasi” , “dini/dinsizliği alet eden güç odakları” ve “oligarşik bir yönetim biçimi olan Juristokrasi’nin fırtınalarla estiği kışına cemre gibi düşen, demokrasinin zaferi ve halkının haklı tercihi olan, imanlı, “semavi ruhlu” liderlere müslüman halklar her zaman ihtiyaç duymaktadır.

 

Mısır'daki darbe karşıtı gösterilerin sembolü haline dönüşen "Rabia" işaretini her platformda dalgalandıran liderlerin bu cesur tavrı başta Arap âlemi olmak üzere dünyanın pek çok yerinde aks-i sada ile hüsn-ü kabul görmektedir.

 

Kamuoyunun,103 Sivil Toplum Örgütünün ve Peygamberler şehri Urfa Halkı’nın yoğun talebi üzerine Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde yapılan müzakereler sonucu İktidarın ve muhalefetin büyük katılım gösterdiği meclis kararında oy çokluğuyla Eski Hükümet Konağının bulunduğu yere Rabia Meydanı adının verilmesi büyük bir beklentiye cevap vermiştir.Bu konuda büyük emek sarfeden Şanlıurfa Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Celalettin Güvenç ve katkıda bulunan herkesi kutlar,hadsiz teşekkür ederiz.

 

Şehrin Parlamentosu konumunda olan Belediye Meclisi'nin aldığı bu karara, demokrasiyi referans kabul eden her kesimin saygı duymasını beklemek yurttaşlık hakkının yönelttiği haklı bir beklentidir.

 

O gün için Fransız ve İngilizlere ve aldatılmış işbirlikçilerine namlularını çevirmiş olan teçhizatın tarihi mekânı olan “Topçu Meydanı” aynen yerinde durmakta ve bu isimle de varlığına şerefle devam etmektedir.

 

Bu memleketin evlatları olarak hassasiyetimizi haklı mecralara yöneltmeliyiz. İtiraz parmağının kaldırılması gereken o kadar çok şey varken RABİA’ya uzatılan parmağı anlamakta güçlük çekmekteyiz.

 

Zulme hayır diyen RABİA parmaklarıyla birleşerek zalimlerin hayâsız yüzüne hep birlikte uzanmalıyız. Mezar taşları bile İslam Şiarı olan bu memleketin evladı olarak beklentilerimiz çok görülmemelidir.

 

Zülfazıl(faziletli insan)isminin Solfasol olarak değiştirildiği, Ahimesut(Mesut Kardeş)isminin Etimesgut olarak başkalaştırıldığı bir dezenformasyona rağmen normalleşme sürecine girilmesi pek sevindiricidir. Şöyleki; Dinden çıkan manasına gelen “Mürted”,bir yerleşim bölgesi adı iken haklı itirazlardan dolayı bugün adı “Akıncılar” olarak değiştirimiştir.

 

Urfa’da adı Arap Meydanı olan bir yerin isminin değiştirilmesini her halde kimse istemez. Bugün bu muhitte sadece Araplar yaşamadığı, Türk ve Kürt kardeşlerimizin de yaşadığı bir gerçektir. Bu meydan adının “Arap” çağrışımı yaptığı gerekçesiyle değiştirilmesini hiç kimse istememektedir.

 

Arap, Türk, Kürt ve diğer kardeşlerimiz… Olsun hepimiz aynı atmosferin altında aynı anne ve babanın çocukları(Âdem-Havva) ve Büyük Tufan’da Hz.Nuh’un gemisine binenlerin zürriyetindeniz. Bu bize fazlasıyla yeter.

 

Her meselede olduğu gibi yazımızda anlatmağa çalıştığımız konuda da farklı düşünenler olabilir.

 

Saygıyı ve insafı korumak kaydıyla farklı düşünmek ve yorumlamak, Namık Kemal’in diliyle;

“Barika-i hakikat ,müsademe-i efkârdan doğar.”

Yani ;farklı düşüncelerden gerçeklerin parıltısı ortaya çıkar.

 

Her konuda aşırılığın doğru olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız.

Bediüzzaman Hazretlerinin  nefis ve şöhret adına yapılan yanlı eleştirilerden fitne ateşlerinin ortaya çıkacağını Mektubat adlı kitabında anlatan veciz sözüyle yazımızı noktalıyoruz.

 

“firavunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.”

 

İletişim e-posta:fazilkilic@mynet.com

Bu yazı 84234 defa okunmuştur .

Son Yazılar