RAMAZAN BİTSE DE KULLUK DEVAM ETMELİ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

RAMAZAN BİTSE DE KULLUK DEVAM ETMELİ

05 Ağustos 2013 - 14:19

Günahlardan arınmaya mühim bir fırsat olan Ramazan-ı Şerif'te kulluk şuurunu zirvelere taşıma imkânı bulan insan, İslami mükellefiyetini sadece Ramazan ayı ile sınırlamamalıdır, Bereketlere ve feyizlere medar olan Ramazan ayının sona ermesiyle üzerinden bir elbise çıkarır gibi manevi hayatından sıyrılıp önceki gaflet gömleğine bürünmeye gerçek Kur’ani şuuru taşıyan bir Müslüman asla tenezzül etmez.

 

Kur’an ayı olan Ramazan'da meleke haline gelen ibadet alışkanlıklarını şuurlu bir şekilde hazmeden insan, Ramazan sonrasında da bu manevi erdemleri ve güzellikleri sebat ve sabırla devam ettirme azmini göstermesi gerekir. Mevsimlik işçi gibi çalışmaya ara veren birinin maruz kaldığı rehavet(tembellik)hastalığına asla düşülmemelidir.

 

Sultan-ı kâinat olan Yüce Allah’ın kullarından istediği Müslümanlığın, bir yevmiyecinin günlük ve aylık mesai mantığıyla değil, ömrün son nefesine kadar devam eden teslimiyet bilinciyle mutlu sona ulaşıncaya kadar hakkıyla temsil edilmesi gerekir. Allah’a kulluk görevi, dünya imtihanın bitiş miadı olan son nefese kadar sürmesi gerektiğine işaret eden Kur’an, Hicr Suresi'nin son ayetinde "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbi’ne ibadete devam et!" buyurarak meselenin ehemmiyetini ortaya koymaktadır.

 

'Ramazan gitti, kulluk hayatı bitti' demek hiçbir müslümana yakışmaz. Her başlayan şeyin bir nihayeti(sonu)olması sırrınca Ramazan gitse bile onun kazandırdığı Kur’ani hayat devam etmeli, ifa edilen ibadetler ise son nefese kadar mütemadi(devamlı) olmalıdır. Toplumda yanlış bir algıya dönüşen “sadece Ramazan Müslümanı” olarak Allah’a partime (bazı zamanlarda) ibadet eden “aylık Müslüman” durumuna düşülmemelidir.

 

Ramazan müddetince beş vakit namazı cemaatle eda etmiş, sabahlara kadar namaz kılmış, bir ay boyunca orucunu tutmuş, elinden tesbihini, başından takkesini düşürmeyen bir insan, Ramazan'dan sonra ibadetlerine sırt çevirerek tesbih, takke ve seccadesini çeyiz sandığına koyarak “bir sonraki ramazanda görüşmek üzere Allah’a ısmarladık” derse telafisi imkânsız büyük bir hatanın ve azim bir hüsranın içine düşmüş demektir.

 

Ramazan süresince cami ve cemaatten hiç ayrılmayan fakat bayram namazından sonra camiye uzun bir ara vermek amacıyla helallik dilemek isteyen cemaatten birisinin cami imamına şöyle demesi pek manidardır;

- Hocam, Ramazan boyunca bize va’zu nasihatte bulundun, teravih namazlarını kıldırdın, bize çok hakkın geçti, helal et, bir sonraki Ramazan’da yine görüşmek dileğiyle Allah'a emanet olun, selamette kalın.

Böylesi bir Müslümanlık Allah'ın ve Resulü'nün arzu ettiği “şuurlu bir Müslümanlık” şekli değildir. İslam ümmetinin içine düştüğü bu üzüntülü durumu Gönüller Sultanı Hz. Muhammed(s.a.v.)’in şu hadis-i şerifi özetlemektedir;

 

-"Efdal'ül a’mali edvemü-ha ve in kalle!" Yani, amellerin en makbulü, az da olsa en devamlı olanıdır.

 

Yüce Allah’ın "Yakin(ölüm) gelinceye kadar rabbine ibadete devam et!" emrine büyük bir dikkatle uyarak Ramazan Bayramını hakiki bayram edasında şuurla idrak etmeyi rabbimiz cümlemize nasip etsin.

Bu yazı 21994 defa okunmuştur .

Son Yazılar