RAMAZAN DEĞERİNİ NEREDEN ALIR?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

RAMAZAN DEĞERİNİ NEREDEN ALIR?

19 Temmuz 2013 - 13:54

Neml Suresinde 30.ayet olan “Besmele” ile yazıma başlamak istiyorum. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… Rahman, bu dünyada kâfir, mü’min ayırımı yapmadan tüm kullarına ikram ve ihsan eden anlamına gelir. Rahîm ise özellikle ahirette salih kullarına in’am ve iltifat eden manası taşır.Zamanı,mekanı,insanı ve herşeyi yaratanın ve insanı Kur’an’la şereflendirenin adıyla başlarım.

Mahlûkatın kışına cemre gibi düşen Kur’an’da Yüce Allah, zamana ve onu meydana getiren cüzlere(parçalara) yemin eder. Örneğin, Asra yemin olsun, sabaha yemin olsun, kuşluk vaktine yemin olsun, gündüze yemin olsun, geceye yemin olsun, şafağa yemin olsun… Birer ilahi kasem olan bu yeminlerin amacı, zamanın insan için şahitlik görevi üstlendiğini hatırlatmaktır. Bu konudaki özel amaç ise insanın zamanı güzel, doğru ve faydalı kullanabilmesidir.

Kelime-i şahadetin en beliğ ifadesiyle Allah, insanı kendi zatına şahit tutmaktadır. Allah’a şahit olmaya davet edilmek ise öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez. En büyük yani” Ekber” olan Allah’a şahit olmak, şahitliklerin en kebiridir.(büyüğüdür.) Kur’an’ın 70 Numaralı Mearic Suresi’nde Yüce Allah “zu’l-me‘âric”, yani “kemal mertebelerin sahibi”dir .Eşref-i Mahluk olarak Ahsen-i Takvim’de yarattığı İnsanın bu zirvelere ulaşması için imkânlar vermiş, fırsatlar takdim etmiştir.

Allah’ın rahmetiyle sarıp sarmaladığı“Yürüyen Kur’an”olan Hz.Peygamber’in(s.a.v.)insanlığa “şahit” olarak gönderilmesi onun “Rahmeten Lil âlemin” olduğuna apaçık bir delildir. Zaman,mekan,sanat,mahlukat ve hatta vahiy insan içindir. İnsan ise Allah içindir. Kur’an’ın işaret ettiği hiyerarşi aslında budur. Bu Rabbani düzeni bozmak ise “eşrefiyet ve ekremiyet” kategorisine müdahale etmeğe çalışmak demektir.

Anlatılmak istenen ilahi hiyerarşik değerler manzumesini Ramazan bize Bakara Suresi 185.ayette şöyle anlatmağa çalışır “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, insanlığa rehber olan (hidayet), bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan (beyyinât) ve hakkı batıldan ayıran (furkân) Kur’an işte bu ayda indirilmiştir: Sizden biri bu aya ulaştığında oruç tutsun; hasta ya da yolcu olan kimse de başka günlerde iade etsin! Allah sizin için kolaylık ister, sizi zora koşmak istemez; oruç günlerinin sayısını tamamlamanızı, sizi doğru yola ulaştırdığı için O’nu yüceltmenizi ve şükretmenizi ister.”

Kur’an’ın bu ayda indirilmeye başlanması Ramazan ayını müstesna kılan açık bir sebeb olarak kendini hissettirmektedir. Bu yüzden Ramazan, bir anlamda “Kur’an’ın doğum ayı” sayılmaktadır. Kur’an’ın doğum anı olan Kadir Gecesi, Ramazan ayının içinde yerini almaktadır. Ramazan’ın tüm kutsiyet ve bereketi, vahyin inmeye başladığı geceyi içerisinde barındırmasından dolayıdır.

İndiği geceyi-günü bir ömrün manevi hâsılatına eş değer kılan Vahy-i Kur’an, nüzul ettiği ayı da “Ayların Sultanı” şerefi taşıyan “Ramazan ayı” kılmıştır. Ramazan ayı “vahiylerin sultanı”nı getirmeseydi, “Ayların Sultanı” payesine ulaşamazdı. Aslında anlamamız gereken net mesaj şudur: “İndiği geceyi 83 yıllık bir ömre bedel kılan Kur’an, hayatımıza inerse, her günümüzü bir ömür gibi bereketli kılar. İçinde vahyin iktidar edildiği bir ömrün karşılığı ise kur’an müjdesine göre ebedi ve baki olan cennet hayatıdır.

 

 

 

Bu yazı 22357 defa okunmuştur .

Son Yazılar