TAHRİP ETMEK KİMİN İŞİDİR?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

TAHRİP ETMEK KİMİN İŞİDİR?

13 Haziran 2013 - 09:23

İnsanlık için barış sembolü olan Hz. Muhammed(s.a.v.)’ın; "farz­larla emrolunduğum gibi, in­sanlarla iyi geçinmekle de emrolundum" ifadesi, müslü­man bireyin davranış ve tutumlarında yapı­cı ve olumlu olması gereğine açık bir işarettir."İlm-i siyaset"denilen "stratejik insancıl barış yöntemi"nin yansıması olarak Efendimiz’in söylem ve eylem tarzı, insanlığın maruz kaldığı küresel kaosa önemli bir alternatif olarak kabul edilmektedir.

Modern tıbbın ifadesine göre insanın bir an yaşaması için, milyonlarca hücrenin ve şartların bir araya gelmesi lazımdır. Ama insanın hayatını kaybetmesi için, bir tek şartın yok olması yeterlidir. Bu nedenle tamirin zor, tahribin ise kolay olduğunu muhabbet fedaisi ve “müsbet hareketın”adanmış hür temsilcisi Bediüzzaman Hazretleri Nurlu Temel Eserlerinde şöyle ifade etmiştir;

“Tahrip esheldir;(en kolaydır) zayıf tahripçi olur. Âciz adam, sebeb-i zuhur-u iktidar-ı müsbete hiç yanaşmaz. Menfîce müteharrik, daim tahripkâr olur. “

İmana adanmış gönüllerin mimarı Üstad Bediüzzaman’ın, "aciz adam" diye ifade ettiği; fıtratı bozulmuş insanlar, zor ve meşakkatli olan tamiri değil, kolay ve basit olan yıkım yolunu tercih ederler.

Bir şeyin vücut bulması, onu gerekli kılan bütün şartların ve aksamın bir araya gelmesi sayesinde mümkün olmaktadır. Var olan bir unsurun yok edilmesi ve imhası için,  cüz’i bir tek şartın yok edilmesi yeterli bir sebeptir.

Mizacı basit ve karakteri zayıf olan insanlar tamir etmeğe değil, yıkıma ve imha etmeğe temayül gösterirler. Bir bahçe ve ormanın hayat bulması için uzun bir zaman ve büyük bir emek göstermek gerekirken orman ve ağaçların yok edilip, talan olması ise fevkalade basit ve kolaydır. Ormanları yakmak için bir kibrit çöpü atmakla yılların emeği olan ağaçların bir anda yok olması mümkün olabilmektedir.

Toplumun genel ahlâkını ve huzurunu ifsat edip bozmayı, milletin birlik ve bütünlüğünü zaafa uğratmayı amaçlayan eylemleri kabul etmek mümkün değildir.Her türlü yıkıcı ve ötekileştirici ve ayrıştırıcı söz ve eylemden şiddetle kaçınılmalıdır. Bu ülke insanına karşı psikolojik çöküşü devreye sokmaya çalışan güç odaklarının arzuladıkları kaos ortamına karşı her bireyin uyanık, sağ duyulu ve aklı selim sahibi olması gerekmektedir.

Basın ve yayın organı olarak medyanın büyük sorumluluklar taşıyan misyonunu unutmayarak haber ve yorumlarıyla “sırtında yumurta küfesi taşıma”hasassiyetiyle toplumu aydınlatması ve bilinçlendirmesi gerekmektedir. Genel ahlâkı ve huzuru korumaya çalışan ve faydalı yayınlar yapan medyanın pozitif gayretlerini her kesin alkışlaması ve destek vermesi gerekmektedir.

Toplumdaki sorumluluk bilinci, sevgi ve saygı, hoşgörü ve yardımlaşma, güven ve itaat gibi temel duyguların yıpranmaması için başta sivil toplum örgütlerine ve duyarlı tüm vatandaşlara büyük görevler düşmektedir.

Farklı inanış, kültür ve uygarlığa mensup insanların aynı atmosfer altında yaşamağa mecbur oldukları dikkate alındığında, birbirlerinin farklılıklarına anlayış göstererek, birbirlerini kabullenmeleri ortak aklın gereği olan “üniversal bir gerçek”tir. Ancak her hangi bir talebin karşılanmasında terör, zor ve şiddetin başvurulan bir araç olarak kullanılması, insanlığın ortak yaşam alanını daraltan ve insanları bir birine potansiyel düşman ilan eden subjektif bir yanılgıdan başka bir şey değildir.

Hayat bir gemiye benzetildiğinde, ortak olarak yaşam sürdüğümüz bu gemide hiç kimse kendisine düşen yeri bireysel özgürlük adına delemez. Enerjimizi, gücümüzü, sermayemizi boş yere heba etmeden en geniş anlamda dünya vatandaşlığı anlamına gelen “kozmopolit”bilincin, sağduyu ve akl-ı selim refakatinde huzur ve barışla buluşmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.


 

 

 

 

 

Bu yazı 28293 defa okunmuştur .

Son Yazılar