TEDAVİSİ MÜMKÜN BİR HASTALIK,”HASED”
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

TEDAVİSİ MÜMKÜN BİR HASTALIK,”HASED”

27 Haziran 2013 - 11:43

Hased, tedavisi pek zor ve ölümcül ahlâki hastalıklarındandır. Kıskançlığın tetiklediği hased, başkalarını bulundukları konumdan dolayı çekememek ve onların yok olmasını istemek anlamı taşır.

Hased eden kimse anlamına gelen ‘Hasid’ kişi, kendisi dışındakilerin iyiliğine ve sahip oldukları nimetlere üzüntü duyar, hatta bu nimetlerin onun elinden yok olup gitmesini ister. Bu kötü arzusu gerçekleşmediği taktirde üzüntüsü ziyadeleşerek artar. Maddi ve manevi hayatı imhaya sebep olan hased, Mü’minlerin hayırlı amellerini yok eden kınanmış bir kötü ahlâktır.

Kur’an’ın işaret ettiğine göre Yahudi ve Hıristiyanlar, müminlere Allah’ın verdiği ni’met ve lütfü hazmedemedikleri için sürekli inananlara karşı hased etmişlerdir. Yeryüzünde kibirlenerek Müslümanlar aleyhine çeşitli entrika ve kötü tuzaklar kurmaktan geri kalmayanları bu kötü emellere iten en büyük faktörlerden biri de “haset ve kıskançlık” olmuştur.

Faydasız ve zararlı olan bir şeyin başkasından uzaklaşmasını istemek, “hased” değil “gayret” olarak değerlendirmek mümkündür. Mal ve mevki elde etmek, günah işlemek için kullanan ilmin gitmesini isteyerek yerine “ihlas”ı esas alan “faydalı ilmi” istemek gayret olur. Sermayesini ve malını haram yolda, başkasına zulüm etmekte Allah’ın davasına zarar vermek için kullanan kişinin malının bu cihette yok olmasını ve mecrasını değiştirerek “Hak” yolunda kullanmasını dilemek de, hased olmaz bilakis gayret olur.

Gönüller Sultanı, Fahr-ı Kâinat Peygamber Efendimiz bir Hadis-i şerif’te şöyle buyurmaktadır; Bütün isyanların ve günahların kaynağı olan üç şeydir; İblis'i Hz. Âdem (a.s.)'e secde etmemeye sevk eden kibridir. Hz. Âdem (a.s.)’i yasaklanmış olan ağaçtan yemeye sevk eden hırsıdır.  Hz. Âdem (a.s.)’in iki oğlunun birbirleriyle kavga edip kardeşini öldürmeğe iten ve kardeşlerinin Hz. Yusuf (a.s.)’u kuyuya atmaya sebep olan hasedleridir.

Maide Suresi’nde Hz. Âdem (a.s.)'in iki oğlu arasında vuku bulan insanlık tarihinin ilk cinayetinin anlatılması ve Yusuf Suresi’nde Hz. Yusuf (a.s.)’un kardeşleri tarafından kuyuya atılması olayının dile gelmesi, hasedin sınır tanımayan olumsuz boyutunun kardeşler arasında bile kendini gösterdiğine delil sayılmaktadır.

Manevi hayatımızın kangren ve kanser olmasına sebep olan “haset”ten kurtulmak için hayır ve şerrin yaratıcısı ve her şeyin dizgini elinde olan Allah’a bol bol dua ve zikir ve ibadette bulunmak suretiyle bu kötü duyguların ve ahlakların yok olmasına çalışmak gerekmektedir.

Kur’an’ın canlı tercümanı ve müfessiri “yaşayan vahiy” Hz. Muhammed(s.a.v.)’ın ifadesine göre adı “Muavvizeteyn” yani insanı maddi ve manevi helaket ve felaketlerden koruyucu olan iki sureden biri olan Felak Suresi’nde, “Hâsid kişinin hased ettiği zaman şerrinden Allah'a sığınmak” ilahi emri göz önüne alındığında, hased (çekememezlik) duygusunun toplumda yapacağı hasarın dev-asa boyutları daha iyi anlaşılmaktadır.

Küresel bazda yaşanan bugünkü huzursuzluk, anarşi, kaos ve nefretin vicdanlarda var ettiği menfî(olumsuz) hislerin birikimiyle ortaya çıkması muhtemel “Manevi Bing Bang”(büyük patlayışın, huzursuzluğun)önüne geçmek için her bireyin çözüme odaklı alternatiflerde yoğunlaşması gerekmektedir.

Kur’an’ın Zuhruf Suresi’ne göre insanların maişetlerini taksim eden (belirleyen)Allah’tır. İlahi bu taksime razı olmayanlar beşeri taksimlerle birbirlerine zulmederler. Hased ise İlahi takdire razı olmamaktır. Taşıdığı olumsuz psikolojiden dolayı hased, önce hased edeni yiyip bitiren amansız bir hastalıktır.

Kur’andan süzülmüş nurlu hakikatlerin ifadesine göre hakperstliğin şe’ni(gereği)odur ki;”Müslümanların her kimden kime olursa istifadelerine taraftar olmaktır.”

Enaniyetinin hatırına ve dünya menfaati adına kendisinden daha kabiliyetli bir kardeşinin daha güzel hizmetlerine taraftar olmamak azim bir zulümdür. Kuran ve sünnetin düstur, kayıt ve kontrolünü kâfi görmeyerek bir takım ilavelerle kardeşinin başka yerde Allah ve Rasulullah demesine bile fırsat vermemek ve engellemek ve kardeşinin ğiybetini yaparak menüsünde “ölü eti” bulundurmak ise cinayet-i azimedir. Hasedin netice vereceği mezkûr(adı geçen) pest ahlaklar, kötü seciyeler ehl-i vicdan ve hamiyeti ağlattıracak elim bir vaziyettir.

Hasetten kurtulup asıl haset edilecek ulvi duygularla ve Kur’ani hedeflerle donanmak için” hasetsiz hava ve yer sahası”na acil ihtiyaç vardır. Bu dileklerle hepinize arz-ı hürmetle baki selamlar…

 

Bu yazı 21740 defa okunmuştur .

Son Yazılar