Yağmurun Sahibine Yönelmek
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

Yağmurun Sahibine Yönelmek

27 Ocak 2014 - 09:21

Kış aylarını yaşayan ülkemizde ve yöremizde ciddî bir yağmursuzlukla karşı karşıyayız. Yaz günlerini hissettiren güneşli havalar sevinç nedeni gibi gözükse de barajlardaki su nisbetinin alt sınırlara düşmesine neden olan bu yağmursuzluk ve kuraklık hâli insan zihninde endişelere yol açmaktadır.

 

Tüm zaman ve zeminlerin vahiy zirvesi Kur’an, Cin Suresi 16.Ayette;”eğer onlar doğru yolda olsalardı onları bol su ile sulayarak rızıklandırırdık” beyanında bulunmuştur. Enam Suresine göre ise ağaçtaki bir yaprak dahi Allah’ın ilmi ve izni olmadan yere düşmez. Bu gerçekleri göz önüne aldığımızda meydana gelen özel ve genel tüm hadiseler asla hikmetsiz değildir ve tesadüf dairesinde meydana gelmemektedir.

 

Her şeyin hikmetle var edildiği şu âlemde yağmursuzluk halini “korku sendromu”na çevirmek yerine bu durumun manevi sebebini itikadımızda(inancımızda) ve amelimizde aramalıyız. Hz.Muhammed SAV bu konuda şöyle der; “Hoşunuza gitmeyen ve arzulamadığınız şeylerin başınıza gelmesi amellerinizi bozmanızdan dolayıdır.”

 

Yağmursuzluk ve kuraklık durumu insanı her şeyin sahibi Yüce Allah’a daha çok yakın kılmalıdır. Başa gelen bela ile bela vereni(Allah’ı)bulmalıyız. Nur hakikatlerinin diliyle Sekizinci Söz’de, iman ın sahibine bir imkân olduğu herkesin anlayabileceği “yolcu ve onu izleyen aslan” örneğiyle anlatılmıştır. Ayrıntısını sekizinci söze havale ederek meselemizin ana hatlarını anlamaya dönüyoruz.

 

Kader cephesinden bize atılan musibet taşları bizim için ciddi ilahi uyarılar taşımakla beraber aynı zamanda duâ yapmamız için uygun, muayyen(belirli) vakitleri işaret etmektedir. Modern teknolojisiyle dünyaya meydan okuyan aciz insanlara Mülk(Tebareke)Suresi meydan okuyarak şu şekilde onları tefekküre davet eder;Şayet su yerin dibine çekilse, onu size tekrar geri getirebilecek Allah'tan başka bir güç var mıdır? 

Beşeri bulaşık siyasete hiç bulaşmamış, iman hakikatlerine hizmetten başka bir işi ve derdi olmayan muhabbet fedaisi, helaket ve felaket asrının hür adamı Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ Lâhikası adlı eserinde yağmursuzluk meselesini Kur’an’ın nuruyla şöyle açıklamıştır;

 

“Yağmursuzluk bir musîbettir ve ceza-yı amel bir azaptır. Buna karşı, ağlamakla ve hüzün ve kederle, niyaz ve hazinane yalvarmakla ve pek ciddî nedamet ve tevbe ve istiğfar ile karşılamak ve Sünnet-i Seniyye dairesinde, bid’alar karışmadan, şeriatin tayin ettiği tarzda dergâh-ı İlahiyeye iltica etmek ve duâ ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir.”



Doğrudan doğruya yağmur yağdırma işinin Rahmân ve Rahîm olan Allah’a ait olduğunu belirten Lokman Suresinin” Muğayyebat-ı Hamse”(bilinmeyen beş şey)olan son ayetleriyle yazımızı noktalıyoruz;

Muhakkak ki o saatin (kıyâmetin) ilmi, Allah'ın katındadır. Ve yağmuru, (O) indirir ve rahimlerde olan şeyi (O) bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez (idrak edemez). Ve kimse arzın neresinde öleceğini bilemez (idrak edemez). Muhakkak ki Allah, Alîm'dir (en iyi bilen), Habîr'dir (haberdar olan).

 

Ellerimizi açıp dua edelim; Allah’ım,Hz.Muhammed SAV ve âline salât eyle ,göklerin ve yerin bereketinden bizi rızıklandır.Şüphe yok, sen her şeye güç yetirensin.

Bu yazı 8674 defa okunmuştur .

Son Yazılar