YİTİK SEVDA KUDUS’TE OLMAK
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

YİTİK SEVDA KUDUS’TE OLMAK

16 Haziran 2013 - 16:31

Mekke ve Medine’den sonra Müslümanların 3.önemli şehri olan Kudüs’ü ziyaret etme ve Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın Mirac’a yükseldiği ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’yı görme ihtiyaç ve iştiyakını Ehl-i İman olan her kes ruhunda ve vicdanında hissetmektedir.

Gönüller Sultan’ı Peygamber Peygamberimiz(s.a.v.),”Üç mescid içlerinde namaz kılmak için meşakkate değer. Bunlar, Mekke’de, Kâbe ve Mescidi Haram, Medine’de Mescidi Nebevi ve Kudüs’de Mescidi Aksa’dır.” buyurmuştur.

Tüm zamanların vahiy zirvesi Kur’an, seyahat edip gezmeyi insanın başta rabbi ile ve kendisiyle olan ilişkilerinde bir ‘bilgi kaynağı’ olarak tavsiye etmektedir. İlahi kitabın pek çok yerinde “Gezip dolaşın yeryüzünü...” ifadesiyle, tefekkürle gezip görmeye çağrı yapılmaktadır.

Tevbe Suresin’de yüce Allah bu gerçeği şöyle dile getirmektedir.“Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rüku ve secde ederek yalnızca Allah’a eğilip Allah huzurunda yere kapananlar, iyi ve yararlı olanı emredip kötü ve zararlı olandan sakındıranlar ve Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlar... İşte (bu) mü’minlere müjde ver.”

“Ahsen-i Takvim”ile mükerrem kılınan insanoğlunun, duygu ve düşünce ufkunun terakkisi ve genişlemesi, ibadet, iyiliği emir, tövbe gibi mü’min yükümlülükleri arasında sayılan “tefekkür dairesinde gezme” ile mümkün olmaktadır.

İbret almak için gezip görmeye çağıran ilahi ayetlerin çağrısından, Hz.İbrahim, Hz.İsmail, Hz.Hacer, Hz.Muhammed, Hz.Davut, Hz.Süleyman’ı anlamak ve örnek almak için Mekke, Medine, Kudüs gibi mübarek kılınan mekânları ziyaret etme gereği ortaya çıkmaktadır. Kudsi bir hedef taşıyan manevi seyahatler sayesinde, asiler ve onların yaşadıkları beldeler “ibret-i âlem” için, müttakiler ve onların diyarları da “nümune-i imtisal” için gezilmelidir.

Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin yüzyıllarca hakkı temsil ettiği ve bu uğurda pek çok şehitle beraber büyük sultan Abdülhamid Hanı feda ettiği “yitik bir sevda olan Kudus toprakları”nın kadim misyonundan yoksun bırakılmış pür melal haline şahit olmak, ziyaretçilere çok büyük bir hüzün vermektedir.

Üç büyük dinin, geçmişte ve hali hazırda, hemen her noktada birbirine karıştığı bir şehir olan Kudüs’te, Zeytin dağlarının üzerinden karşıda gözüken Mescidi Aksa’yı görünce insan, insanlığın evrensel barışı adına uzatılabilecek “bir zeytin dalı” olup olmadığını bütün efkar ve hissiyatıyla düşünmeğe başlıyor.

Efendimizin diğer peygamberlere namaz kıldırdığı Mescid’de, namazlarımızı edâ edince, orada gözyaşlarımız ceyhun bir vaziyette hüznü katre katre yaşamaktaydı. Arkadaşlarımızla birlikte Mescidi Aksa’nın istikbal ve ikbali için dua ettik. Peygamberimiz’in şerefinin zirve derecede olduğuna delil olarak bir mühür gibi inşa edilen Kubbtü’s-Sahra’yı gezip orada namaz kılmak ve Efendimiz Hz.Muhammed’in(s.a.v.) üzerine basıp Mirac’a yükseldiği Haceri Muallaka’yı görmek “tatmayan bilmez”hakikatıyla insan için emsalsiz bir surüra vesile olmaktadır.

El-Halil kentinde Hz. İbrahim, Hz. İshak ve eşinin; arka tarafında ise Hz. Yakub ve eşinin kabirleri bulunuyor. Mescidin biraz ilerisinde ise iffetin ve hayânın sembol ismi Hz. Yusuf’un kabri bulunmaktadır.

İncil’de ‘palmiyelerin şehri’olan Eriha yolu üzeride, Hz. Musa’nın kabrinin olduğu külliyeyi ziyaret edince, Hz.Musa’yı uğraştıran ve bıktırmaya çalıştıran insanların Hz.Musa’yı sözde sahiplenmesi büyük bir tezat olarak karşımıza çıkmaktadır. Deniz seviyesinden 422 metre aşağıda olan “Bahrü’l-Meyyit”(Ölü deniz) Lut gölünü görünce insan, Allah’a isyan edenlerin feci akibetine tanık olmaktadır.

Daha öncede birkaç kez Hac ve Umre dolayısıyla iştirak ettiğim manevi programlara ilave olarak bu sefer de”Kudus”gezisi münasebetiyle dahil olduğum bu feyizdar seyahati hayatım boyunca hiç unutmayacak gibiyim. Allah misafirlerinin tefeyyüz ve bereketlenmesi için en ince ayrıntıyı düşünen ve tamamen manevi ve buna ilave olarak kültür gezisi niteliği de taşıyan dev-asa bu organizasyonu yürekten kutluyorum. Yüzlerce, binlerce insanın gezisi sonrası yaptıkları dualara sürurla şahit oldum. Kutsal yerlere ziyareti kolaylaştırıp teşvik ettirdiğinden dolayı ben de organizasyon sahiplerine “bi adedi hasanati Muhammed”(Peyhgamberimiz’in iyilikleri)sayısınca dua ediyorum. Böyle nurlu bir programda sizlerle görüşebilmek dileğiyle

Emanetçilerin en emini olan Allah’a emanet olun. Baki selamlar.

 

Bu yazı 26810 defa okunmuştur .

Son Yazılar