BABA BUGÜN DAĞLAR YEŞİL BOYANDI
Fatih Kaya

Fatih Kaya

BABA BUGÜN DAĞLAR YEŞİL BOYANDI

16 Haziran 2013 - 13:35

Kim Yattı kim uyandı...

Babamın en çok sevdiği türküydü. Babam sevdiği için bende hep severek dinlerim bu acıklı türküyü. Abdurrahman Kızılay'dan değil Babamdan öğrendim sözlerini.

Çok küçüktük daha doya doya baba diyemeden aramızdan ayrıldılar. Babam da bende. Her oturduğunda babasını gözyaşlarıyla anlatırdı. O kadar duygulanırdı ki, kardeşlerinin yanında şehit olmasını saatlerce anlatırdı. Hele Yemen savaşındaki anılarını anlatırken yaşıyor gibi anlatırdı.

Babamın ak saçlarını göremedim. Bir öğleden sonra kahpe kurşunların hedefi oldu. Genç yaşta dul kaldı anam. Lanet olası sağ sol çatışmasının hortladığı o dönemde babama doya doya "baba" diyemedim.

Ondan sonra ağlamadım.

Ağlayacak yürekte vardı başkaldıracak yürekte...

Baba acısı başka hiç bir acı gibi değildi. Kale gibi babam vardı. Gitti.

Hahooooo Hahooooo

Havarrrrrr

Hep baba acısıyla yaşadım.

Hilvan'da kan davasının adıydı sağ sol kavgası. Bir taraf korucu, diğeri apocu. Hiç anlam veremedim. Ben, bizimkiler, karşı taraf herkes biliyordu. Bunun Sağ sol kavgası olmadığını. Niceleri gözün üstünde kaşın var diye düşman olmuşlardı. Anlatmak istemiyorum kan davasındaki o köy baskısını. Özellikle gelir "Lan senin kardeşini vurdular sen nasıl köyde oturuyorsun gidip vursana..." 

Vur ki senin toprağına el koyayım.

Oysa biz bayramlarda bir araya gelirdik. Birileri geldi. Bizi can evimizden vurdu. Birbirimize düşürdü. Ağaya başkalıdırı düzeninin simgesi olmuştu Hilvan. Ama onlar da ağa oldu. Birbirimize vurdura vurdura...

Kimse istemiyordu bu çatışmayı ama çatışıyorlardı. Hiç kimse kötü olmak istemiyordu. Ama biz birbirimize kötüydük. 

İyiler ve kötülerin ayrıştığı iyilerin kahpe kurşunlara gidişinin dönemiydi 80'ler...

Okulların ahır yapıldığı dönemdi o dönem. Biz savaşta can verirken, Avrupa bizi BMW fabrikalarında tuvaletçi olarak işe almak için kolları sıvamıştı.

Aynı dili konuşmamıza rağmen komşudan korktuğumuz, kapımız çalındığı zaman silaha davrandığımız o dönemdi. Kimi toprağımı terketmem deyip kahpe kurşuna gider, kimisi Avrupa da kaybolup gider...

İşte hep sokaklarda olaylar olsa babam aklıma gelir. İçimi tarif edilmez baba korkusu sarar. Kimse beni korkutamaz o günden korktuğum kadar. Çünkü hiç ağlamadım ondan sonra. Gece aniden karşıma çıkanlardan bile korkmadım.

Gezi parkı ile başlayan o sokak kavgası da babamın ölümünü aklıma getirdi. Kimdir o sokaktakiler, 3 kişi hayatını kaybetti. Kim ağlar ki anası kadar? Kim üzülür ki babası kadar?

"Oh oldu bir 15-20 kişi daha ölse de bu ülkeden Tayyip gitse" diyenlerin gazıyla sokaklara inenler...

8 yaşındaki çocuğun gezi parkındaki olaylarda babasının yaralanmasını izlemesinin travmasını anlayabiliyor mu o baba?

Ben çocuğumu sokağa bırakmıyorum artık. Çünkü ben babasına doya doya "Baba" diyemedim. 

Benim çocuğum bana doya doya baba desin diye. Ben çocuğumu sokağa bırakmıyorum.

İnsan canını kıymetsizleştirenlere inat...

Demokrasiye karşı sokaklara dökülenlere inat...

Sizde çocuğunuza sahip çıkın, banyoya kilitleyin ama sokağa bırakmayın.

O size baba desin.

Babam desin...

 

 

Bu yazı 5538 defa okunmuştur .

Son Yazılar