OĞLUMA
Hanife Özel

Hanife Özel

OĞLUMA

08 Mayıs 2016 - 16:01

Bana   anne olmayı öğrettiğin, cennetin  kapısını  aralamama  sebep  olduğun  için, her  zaman olduğu gibi  bugün  de  anneler gününde sana teşekkür ederim oğlum.

……….

‘Anne’ diyebilmek ayrı bir huzur ama anne olmak işte o çok ayrı bir mükafat. Bir anne  düşünün  ki  evladını   dokuz  ay  karnında,  daha  sonra   kucağında  taşıyor  ama   ömür  boyu  da  aklında  ve  kalbinde  taşıyor. Böylelikle dünyada    almadan  veren  tek  insan  olabilmeyi, karşılıksız, koşulsuz   sevginin  ete  kemiğe  bürünmüş hali  olmayı  başarabiliyor.

Ve  hiçbir süs   hiçbir   makyaj  bir kadını  annelik  sevgisi   kadar güzelleştiremiyor.

Benim  annelik    hikayem   bundan  tam  13  yıl önce  başladı.  Ben  onu  sevmeye  başladığımda  daha  doğmamıştı  bile.  Onu ilk gördüğüm an,  daha önce hayal bile edemeyeceğim duyguları kalbimin en derinliklerinde hissetmiş, adeta evladımla yeniden doğmuştum. Rahmanın yaratma mucizesine tanık olmanın sonsuz hazzını yaşamak,  Allah’ın rahmetinin en güzel tecellisini kendimde hissetmek bu olsa gerekti.

Hayatımın    en  anlamlı  gününde  o  muhteşem anı hiç unutmadım ve  son nefesime kadar da unutacağımı sanmıyorum. Yeniden   doğmuştum  adeta  daha  önce  bir  kadındım ama  anne  değildim çünkü. Hayatımın değiştiği o günü, evladımı  kucağıma aldığımdaki   kaleme sığmayan o duyguyu  ve içime çektiğim cennet kokusunu nasıl unutabilirim ki ? Bir  ömre  değer  olan  o  anı  nasıl  unutabilirim  ki?

Hayatım artık  ikiye ayrılmıştı    anne olmadan önce ve anne olduktan sonra. Her kadının olduğu gibi, ayrıldığı gibi…

Sabır denizine yelken açarak, dokuz ay taşıdığım bedeni şimdi ömrümce kalbimde taşıyacaktım.

Çilenin telif hakkı artık bende olsa da gücüme güç, umuduma umut katan ve yaşamak, yaşatmak için bir sebebim vardı bu hayatta. O güne kadar hayatımı anlamlı   kılan bazı şeylerin olduğuna inanıyordum ama  çok  yanılmışım.

Artık dünyadaki en güzel ilkleri yaşamaya başlamıştım. Onunla yıllar sürecek bir yolculuğa çıkmıştık. Bitmek   bilmeyen bir sorumluluk duygusu taşımak, ilk kundağı, ilk oyuncağı olmak, kendi içine yeni bir dünya sığdırmak, kendinden çok evladını düşünmek, her şeyin en iyisini onun için istemek.

 Görmesen  bile kalbinle duymak, sana ne yaşatırsa yaşatsın,  ne yaparsa   yapsın, sevgin  hiç  zedelenmeyerek  hep onu yüreğine basmak,  sonsuz, çıkarsız ve karşılıksız bir sevgi sunmak:  ‘Ona gelmesin bana gelsin tüm acılar’ diyerek dualar etmek, sevilmeyi en çok hak eden olmak, bazen uğruna canını hiçe saymak, ayağına serilen cennete layık olmaya çalışmak,

Onun   için ‘en’ lerin  insanı  olabilmek; en  şefkatli, en  duyarlı, en içten, en  fedakar, en  sabırlı…

 Ve  en  önemlisi  de  onun hayatının en güzel, en  vazgeçilmez  ve en önemli kadını olmak. Çünkü   anneler  daima  ilk  sevgililerdir.

Onun için yaptıkların, yapamadıkların, yapmak istediklerin… Hep bir vicdan muharebesi.

Ve  bu   hiç  bitmez  hep  böyle  sürer  gider. Hiçbir  mücadele   bu   kadar  anlamlı  olmaz hayatta.

Zordur, yorgunsundur ama mutlusundur; çünkü bir gülümseyişi   ile  bir öpmesi ile  seni  seviyorum,  demesi   ile  sana paha biçilemez bir mutluluk verir. Yüzünde güllerin açılmasına, bütün    çektiklerini   bir  anda  unutmana  sebep olur.

Asıl en önemlisi de sana emanet edileni, emanete layık bir şekilde yetiştirmek en önemli görevindir. Böylelikle "El-cennetu tahte akdâmi'l-ummehât" hadisine mazhar olursun. Hiçbir  mertebe  de  kanaatimce  bu  kadar  kutsal   olamaz.

Bence anneliği değerli kılan en önemli husus da sözlerimin gerçeği de budur işte.

……

Biliyorum ki bazıları için Anneler Günü buruk geçecek. Kiminin  annesi  yok  kiminin  evladı  çünkü.  Biliyorum ki annesi ve evladı olan için  her gün anneler günü. En başta kendi annemin olmak üzere; şehit annelerinin, anne adaylarının ve yüreğinin en derin sevgilerini hiç çekinmeden yavrularına sunan, annelik değeri taşıyan, değerli evlatlar yetiştiren, özlenen ve  hep  özlenecek  olan  bütün annelerin gününü kutlarım.

 

Bu yazı 17260 defa okunmuştur .

Son Yazılar