Kürt(aj) Sorunları, Tabanı Yaralamakta!
Hüseyin Önkol

Hüseyin Önkol

Kürt(aj) Sorunları, Tabanı Yaralamakta!

03 Haziran 2012 - 12:16

Türkiye’nin isim benzerliğindeki iki önemli sorunu,

Biri: Kürt Sorunu, İkincisi: Kürtaj Sorunu,

             Gündemdeki önemli iki problem, her geçen gün tabanı zorlayan iki ayrı kavramda olup bir çatı altında buluşan ve sıkıntıları doğuran, olumsuzlukları yaşatan iki sorunumuz.

Kürt sorunu, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana süre gelen çok önemli ve kayda alınacak bir problem olarak her geçen gün daha iyi anlaşılmakta.

            Türkiye Cumhuriyeti’nin Sekizinci Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal rahmete kavuşmadan önce “Kürt sorununu” ele aldığını ve çözüm arayışları aradığını bunun üzerine bazı temaslarda bulunduğu bilinmektedir.

            Bingöl’de 24.05.1993 tarihinde 33 askerin birliklerine giderken pusu kurulup şehit edilmişlerdi. (Bu olayın kim ve nasıl yapıldığı halen gün yüzüne çıkarılmadığını da belirtmek isterim.) Bütün ülkeyi yasa boğan bu olay dönemin devlet yetkililerin barış için bir takım çalışmaları yaptıkları bir dönemde olması akıllarda soru işareti olarak kaldı.

Buna benzer olaylar ve akan kan hiç durmadı, her geçen gün şehit haberleri gelmekte her gün bir ocak sönmekte bir hayat bitmekte.

İktidarın “Kürt sorunu, Demokratik Açılımı” Bir an bir umut olmuştu.

 Toplumda artık kan akmayacak, barış sağlanacak, insanlar korku içinde çocuklarını askere göndermeyeceklerdi.

            Tamda böyle bir hayal kurulurken maalesef 19 Ekim 2009 tarihinde Habur sınır kapısından Barış Grubu adıyla Türkiye’ye Kandil Dağı’ndaki PKK kamplarından 8 gerilla ve Mahmur kampından 26 Kürt yurttaşı olmak üzere toplam 34 kişi gelmişti. Devletin Habur sınır kapısında kurduğu mahkemede göstermelik olarak ifadeleri alındıktan sonra bırakılan grup o andan sonra Kürdistan sınırları içinde milyonlarca insanın sevgi gösterileriyle karşılanmıştı. Askeri kıyafetleriyle bir otobüsün üzerinde halkı selamlayan gerillalar ve onları bağrına basan milyonlarca kürdün oluşturduğu tablo milliyetçi güçlerce devletin büyük bir yenilgisi olarak lanse edilmişti. Hal böyle olunca kararlar yeniden değerlendirildi ve askıya alındı.

           

            En son muhalefet partisi CHP’nin de “Kürt Sorunu Açılımı” oldu.

Çok Partinin de bu sorunu artık yeni bir yapılandırmayla, yeni bir anayasa değişikliğinde çözüme kavuşturmak istekleri artmakta.

Kemal Kılıçdaroğlu ”Artık kan dökülmesini istemiyoruz, herkes taşın altına elini koymalı ve bu işi bitirmeliyiz “haykırışı bana bir takım olumlu gelişmelerin müjdesi olacağını düşündürmekte.

            Bir insan ölüyor ve herkes suskun!...
Bir insanı öldüren bütün bir insanı öldürür. Hz.Muhamed (sas)
Anne yüreği kan ağlar!.. Herkes suskun…
Ocaklar yıkılır!… Herkes suskun… Şehit, Vatan sağ olsun. Derler…

Ve susarlar…
Kaç kere daha yıkılacaktır.(Ocaklar, Anne yürekleri…)

Susarak beklenecek acılar…
... Ateş düştüğü yeri yakar!  Ateşin düşmediği yer kalmadı…
Her bölgeden, her yöreden, her ırktan… Suskun, suskun bekleriz…

            “Kürtaj, anne rahmindeki canlıyı öldürmektir”

            Türkiye’de özel hastaneler, özel muayenehaneler, devlet hastanelerin bazılarında kürtaj yapılmaktadır. Kaç hafta olursa olsun, kaç ay olursa olsun para ile yapılan böyle müdahale hem anne sağlığını, hem de yeni doğacak bir insanı öldürmektedir.

Kürtajın yanı sıra sezaryen da yapan doktorlarımız aslında daha çok para kazanmak için yapmaktalar. Özelikle sezaryenin vermiş olduğu zararın boyutu annenin çok sayıda çocuk sahibi olmasını engelleyecek kadar zararları bilinmekte.

Kürt Sorunu ve Kürtaj kavramları ikisi de öldürmenin yerleşkesini içermekte.

“Eğer ki, kürtaj bir katliamsa, Kürt sorunu da bir katliamdır”

 İnsanlığa büyük bir zarar veren iki sorunu bir an önce çözüme kavuşturmak ve daha güzel yarınlar oluşturmak dileğiyle…

Yeniden görüşmek üzere, saygılarımla…

 

 

 

Bu yazı 8898 defa okunmuştur .

Son Yazılar