11 Haziran olayı
Melike Al

Melike Al

11 Haziran olayı

18 Haziran 2013 - 12:21


11 Haziran gündüz başlayan, akşamı ve gecesi devam eden olaylar, Haziran Direnişi'nin yeni bir boyutu olarak hafızalarımıza kazındı. 

11 Haziran öncesinde, Başbakan'ın Afrika dönüşü verdiği demeçler, yorumlar, son derece insanları birbirine düşman edercesine olan üslubu ve değerlendirmeleri, bazı konularda doğru söylemiyor olması sonucunda ne yazık ki beklenen polis müdehalesi dün geldi. Belki önümüzdeki saatlerde, günlerde daha da serti gelecek. 

11 Haziran günü yeni bir kırılma oldu bu direniş için. Ulusal Medya uzun zamandır zaten gerçek olmayan bir çok olayı gerçekmiş gibi yansıtıyor ama daha da aşırı olanı, bu polis girişiminde polisle eş güdüm çalıştı. Son derece yanlı yayın yaptı. Gazetecilik mesleğinin saygınlığını bitirdiler. 
Yurt dışındaki yabanı dostlarım, meslektaşlarım dahi, CNN International'da yaşanan "Show is Over" olayı üzerine mesajlar atıp gerçekleri sordular. Bunlar bilinen ve zaten hepinizin takip ettiği gerçekler. 

Ben asıl o gece neler olduğuna, yaşandığına biraz daha odaklanacağım. 

O gün Vali ne dedi?
"Gezi Parkı'na bir müdahale yapılmayacak ve polis buraya girmeyecek" dedi. 
O'na çok da inanmamıştık ve ne yazık ki Devlet'in temsilcisi yine bizi yanıltmadı. HALK'a yalan söylediler. 

Gezi'de yaratılan bu direniş, dayanışma, birlikte yaşama duyulan saygı, sevgi ve mücadele ruhu iktidarı korkuttu. Çünkü Türkiye tarihinde yaşanan nice direnişlerde dahi bu kadar zengin bir HALK katılımı olmamıştı. Hiç bir direniş bu kadar çeşitlilikte kitlesel olarak desteklenmemişti. HALK, muhalefetin yapamadığını yapmış ve kendi demokratik taleplerini 10 gündür barış içinde dile getiriyordu. 10 gün boyunca bir tane polisin olmadığı ortamda, iki tane büyük miting yapılmış, kimsenin burnu bile kanamamıştı. HALK, 1 Mayıs yapılamaz denilen meydanın her köşesini doldurmuş ve söyleyeceğini söylemişti, kavgasız, gürültüsüz. 

Devletin, direnişin merkezi olan Gezi'yi dağıtmaya çalışmasının sebebi çok açıktı. 
Burası direnişin kalbi, ruhu ve beynidir. Marjinal denen birşey yoktur. Tanıdığım her meslekten, sınıftan, farklı ideoloji ve dünya görüşünden onlarca dostlarım, arkadaşlarım, ailem Gezi Ruhu için destek veriyorsak biz HALK olduğumuz için destek veriyoruz. Marjinal olduğu söylenenler, Gezi'nin demokratik ortamında absorbe ediliyorlardı. On gün boyunca burada tek bir olay olmadı ama çok şey öğrenildi, yaşandı, denendi ve biriktirildi. 

Gelelim dün geceye! Çünkü dün gece de Türkiye Medyası tarafından bir utanç gecesi yaşandı.
Saldırmayacak, girmeyecek denen polis, sürekli Gaz atarak kitleyi huzursuz, rahatsız etti. Son derece organize olan gençlerin tek derdi, polisin bu şiddetini içeri yansıtmamak, gaz kapsüllerini yakalayıp geri atmak veya su bidonlarına sokmaktan ibaretti. Ne molotof, Ne Silah... Buna rağmen onlarca insan yaralandı, solunum zorluğu çekti. Gezi Reviri doktorları, gönüllüleri, seyyar sedyelerle hemen bu kardeşleri önce revire, oradan da direnişin başından beri destek veren Divan'a taşıdılar. Divan Oteli'nin 2 katı revir olmuş, onlarca doktor ve AKUT tıbbi destek veriyor. Divan dinlenmek isteyenlere resepsiyonunu açmış, tuvaletleri ve Internet'i açmış. Ana girişe gelen ambulanslara revirden veya Divan'dan gelen gençler aktarılıyordu. 

Park'a yapılan her gaz atağında, kitle geri çekiliyor sonra hemen alana geri dönüyordu, disiplinli, yardımsever. Zaman zaman sahneden, gaz atıldığında nasıl davranılacağı konusunda bilgilendirme geliyor, şarkılar söylenerek moral depolanıyordu. Yorulanlar maskelerini, kasklarını ve eldivenlerini bir başka arkadaşına veriyor ve döngü sürüyordu. Hep altını çiziyorum. Bu gençlerin tek derdi Parkı korumak, Polise saldırmak değil. 

İşin özü, Gezi Parkı ve yaratılan direniş ve dayanışma ruhudur. Bunu başaran genç akıldır, yardımseverlik ve hoşgörüdür. Gezi Parkı'nın ötesinde patlayan ve gelişen bütün olaylar, İktidara biriken gerilimin çatlaması ve topluma yayılarak bir HALK hareketine dönmesidir. HALK'ın taleplerinin, yapılmasını bırak, dinlenmediğinin, yalan söylenmesinin tepkisidir. Başbakanın ısrarla kullandığı sert ve kışkırtıcı üslüpla zirve yapmıştır ne yazık ki. 

Son bir söz daha. Alanda asılan flama, bayrak, afişler lütfen kimseyi rahatsız etmesin. Polis indirmeden önce AKM'de asılı flamalara bir bakın. Orada Türkiye'yi göreceksiniz. 

"Boyun Eğme" pankartının bir yanında ki Türk Bayrağı, diğer yanındaki Atatürk Posteri, Bir uçta Deniz Gezmiş, hemen yanında Çarşı, partiler, sendikalar, dernekler... Ben bu tabloya baktığımda, tek renkli olmayan, çok renkli güzel ülkemin bir arada yaşamak konusunda ısrar eden insanlarını gördüm hep. Eğer burada eksik varsa, bu direnişin adaletli taleplerine neden destek vermediklerini ve o flamaların arasında yer almadıklarını düşünmelidir. 

Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşama isteğinden hiç vazgeçmeyelim.

Bu yazı 3686 defa okunmuştur .

Son Yazılar