Barışçıl Süreç
Melike Al

Melike Al

Barışçıl Süreç

26 Nisan 2013 - 20:17

 

Âkil insanlar konusu hariç  (çünkü Âkil İnsanların yapacağını AKP zaten yapacak Âkiller bahane) bunun haricinde ise Ben, önce barış olsun da kimlerin elinden, kimlerin katkısıyla olursa olsun, diyenlerdenim. Şu savaşa kim, kimler son verecekse başımın üstünde yerleri var, barışçı çözüm arayanların destekçisiyim, yanlarındayım.Önce Öcalan’ın Nevruz mesajında, sonra Başbakan’ın Âkil İnsanlarla toplantısında telaffuz ettikleri yüreklere işleyen “helâlleşme” sözcüğünü esas alıyorum ben. Helâlleşme ki, barış dilinin en sihirli, en derin sözcüğüdür,ve ben bu sözcüğe bağlıyorum umudumu.   Toplumda yaşanan travmaları ve, gerçekleri görelim. İçimizden konuşmadan da ifade edelim: Barış umuduyla dolu bu toplumda bir o kadar da kaygı, kimi kesimlerde korku ve endişe var. Hemen suçlamayalım. Kendi çökmekte olan iktidarları, siyasal yaşamları veya çoktan tarihin mezarlığına gömülmesi gereken ideolojileri sona erecek diye korkan; korkularını saldırganlığa dönüştüren, koltuklarının altında portatif darağaçları, dillerinde zehir taşıyan sözde siyaset kahramanlarından söz etmiyorum. Önemli olan onların kitlelere aşıladıkları korkular, bugüne kadar bütün iktidarların beslendiği ve kitleleri beslediği milliyetçi hamasî tortular, çok taraflı kaygılar... Bunları görmezlikten gelemeyiz; görmezlikten gelir, önemsemez ya da üsttenci bakışla küçümsersek çözüm sürecinde ilerlerken barışın tabanını genişletip sağlamlaştıramayız. Öncelikle korkuları, kaygıları doğru tesbit edebilmeliyiz.   Kürt tarafının korkuları ve kaygıları, onlarca yıllık acı deneyimlerin ağırlığıyla Türk devletine ve hükümete tam güvenememelerinden kaynaklanıyor. Hepimiz gibi onlar da, dört beş ay öncesine kadarki hiç de barışçı olmayan, yer yer düşmanlık ve ötekileştirme içeren söylemleri, üslupları hatırladıkça, . 1999’daki sınır ötesine çekilme sırasında yüzlerce gerillanın öldürülmesinin anısını, acısını yüreklerinden atamıyorlar, Uludere’yi unutamıyorlar. Sınır dışına çekilirken yasal güvence, Meclis kararı, vb. istemeleri bundan. Süreç eşit yurttaşlık temelinde adil bir barışla sonuçlanana kadar kaygıları için için sürecek. Bu kaygıları anlamak, gidermeye çabalamak, güveni sağlamak gerekiyor diye düşünüyorum.   Türk tarafının, özellikle de tutucu faşizan MHP ve ulusalcı kesimlerin etki alanındaki kitlelerin; yaratılmış, pompalanmış, sürekli sömürülen “bölünme” korkusu, sürecin önündeki en önemli engel. Bu korku, siyasal çıkar amacıyla, milliyetçi ideolojik saplantıyla, “memleketin gerçek sahibi üstün kavim Türkler” takıntısıyla, ve de AKP karşıtlığı ve düşmanlığı yüzünden sürekli körükleniyor, yeniden yeniden üretiliyor. Bölünme korkusunu gidermek, Kürtlerin kaygılarını gidermekten çok daha güç. Çünkü bu korku rasyonel bir temele, somut olgulara, gerçeklere dayanmıyor. Köklü ve kadim bir zihniyetin beyinlere attığı zararlı tohumlarla baş etmek çok daha güç. Yine de anlamaya çalışmak, çok ciddiye almak, bölünmeyi engelleyebilecek tek şeyin barış ve çözüm olduğunu anlatabilmek gerekiyor.   İnsanlar güvendikleri, sevdikleri, önem verdikleri kişilere, benimsedikleri liderlere inanırlar. İçinde bulunduğumuz barış sürecinde siyasilere, liderlere, kamuoyu önderlerine, sevilen, sayılan kişiliklere büyük sorumluluk düşüyor: Kendi kitlesini barışa hazırlamak... Şu çok kritik dönemde, bu sorumluluğu yüklenmeyen, kendi kitlesini barış ve çözüme yöneltmekten kaçınan, tam aksine kuşkuları, korkuları büyütmek için elinden geleni ardına koymayanların günahı vebali; yarın barış sağlanırsa da, süreç akamete uğrayıp başarısız olursa da kendi tarihlerine sığmayacak kadar büyük olacak.

Bu yazı 4255 defa okunmuştur .

Son Yazılar