Kirli İşler
Melike Al

Melike Al

Kirli İşler

29 Aralık 2014 - 22:03 - Güncelleme: 29 Aralık 2014 - 22:27

Cumhur başkanı Tayyip Erdoğan, 14 Aralık Operasyonuyla ilgili değerlendirmeler yapıyor , içeride yatan gazeteciler olduğunu yazan bazı gazetecilere veryansın yapıyor Gazetecilerle ilgili “İnlerine girilince, kirli işleri ortaya dökülünce ortalığa feryat ediyorlar''. diye demeç veriyor, ''Türkiye’de basının susturulduğunu dünyaya şikayet edecek kadar ilkesiz, pervasız ve ahlaktan yoksunlar''.diye hakaret ederek devam ediyor ''Bir grup eli kalem tutan Gazete ilanı vermiş, gazeteciler tutuklanmış diye. Şu anda cezaevlerimizde 7 tane mahkûm  gazeteci var''. diyor 


Cumhurbaşkanımıza  Bende sormak istiyorum; kimin kirli İşleri ortaya döküldü 17 aralıkta..! Orası başka Türkiye miydi? kim, kimin kirli çamaşırını ortaya döktü..! Basın gerçekleri yazdığı için  mi  bu kadar yayın yasağı getirilip, Gazeteciler hedef alınıyor..! Tekrar hatırlayalım isterseniz; 


herkesin bildiği gibi Bazı kamu kurumunlarına ve savcılığa yapılan Rüşvet, görevi kötüye kullanma ve ihalelere fesat karıştırma ihbarı üzerine 13 Eylül 2012, 21 Eylül 2012 ve 14 Şubat 2013 tarihlerinde soruşturmalar başlatıldı.Soruşturma dosyaları Başsavcılık tarafından Cumhuriyet Savcısı Celal Kara'ya tevzi edildi. Celal Kara'nın talimatı üzerine, elde edilen bilgiler kapsamında 17 Aralık 2013 tarihinde şüpheliler gözaltına alındı; ev ve işyerlerinde arama yapılarak ele geçirilen çeşitli eşya ve paralara elkonuldu.

Sonraki günlerde soruşturma dosyasıyla ilgili bir takım bilgiler medyaya sızdı. Buna göre İranlı işadamı Rıza Sarraf'ın soruşturmanın kilit ismi olduğu, bürokraside 4 bakan ile geliştirdiği ilişkiler ve rüşvet çarkı sayesinde kara para aklama, altın kaçakçılığı gibi bir takım suçlar işlediği öne sürüldü. Ayrıca soruşturmada 3 bakan çocuğu hakkındaki suçlamaların, "rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek" olduğu iddia edildi.

Bakanlar, bakan çocukları ve hükumete yakın iş adamlarının dahil olduğu, yolsuzluk miktarının ise milyar dolarlarla ifade edildiği tarihi bir soruşturmaydı.

 

İranlı işadamı Reza Zarrab ve üç bakan çocuğu dahil olmak üzere, birçok kişiye uzanan bir şüpheliler listesi  vardı Ortaya çıkan onlarca ses kayıtlarına, para kasalarına, dolar görüntülerine, mahkeme kararıyla yapılmış dinleme kayıtları vardı soruşturması yapılan  bu kişiler itirafta bulunmuştu,    İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış hakkında cezai kovuşturma yapılabilmesi için hazırlanan fezlekeler, TBMM'ye gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı'na sunuldu.

 

Halkın  tepkisi yüzünden bu bakanlar istifa etmek zorunda kaldı, yaşananlara tepki olarak AK Parti'den ayrılan vekiller de oldu, 10 bine yakın polis sürgün edildi, savcılar görevlerinden alındı başka illere tenzili rütbe ile gönderildi, HSYK Adalet Bakanı'na bağlandı, dinlemelerde TİB başkanı tek yetkili yapıldı, yeni emniyet yargı kararlarını uygulamadı..Türkiye ve dünya bütün bu yaşananları 'hukuk skandalı' olarak yorumladı.  Erdoğan  o dönemde  söyle bir  söz sarf etmişti ,"ihanet edenlerin görevlerini değiştirmek cadı avıysa, biz bu cadı avını yapacağız, bunu da bilin" demişti. (Çünkü o dönemde  kamudaki görevden alma, görev yeri değişiklikleri ve meslekten ihraçların hukuka aykırı olduğu bunun bir "cadı avı" hüviyetine büründüğü iddia edilmişti.)


Şimdi bende soruyorum o yaşananlar neydi?    serbest bırakılan , O kişilere paraları ve altınları faiziyle geri verildi,bir bakıma   bu kişilerden özür dilenmiş oldu.  Yani bu insanlar, Sütten çıkmış ak kaşık , Tek suçlular Gazeteciler oldu öylemi? bu işte bir bit yeniği var, bence  kimin kirli işleri ortaya  çıktı tekrar düşünmek gerek.

Bu yazı 14495 defa okunmuştur .

Son Yazılar