KONU SADECE AĞAÇ SANMAYIN
Melike Al

Melike Al

KONU SADECE AĞAÇ SANMAYIN

03 Haziran 2013 - 14:34

Konu bir Ağaç değil...  konu iktidara gelindiğinden beri her şeyi kendi tarafına yontan hükumet . Mesele ağaç değil  o sadece bardağı taşıran son damlaydı, İnsanların tahammül gücünü  sınayan bir  hükumet var ve  işte bu noktada patladı . Askeriyenin gücünü elinden alan bir hükumet,Ne yazık ki sivil toplumun gücünü göz ardı   etti. ve sonunda olan oldu   Patlayacaktı patladı. çok bile dayandılar   ortada o kadar çok yalan dolan sahtekarlıktı vardı ki; insan olan dayanamazdı zaten  öylede oldu   Çoktan birikmeye başlamıştı. Aydın Enginin dediği gibi   Hayır. 2002 Kasım’ında AKP tek başına iktidar olduğunda değil. Eylül 2010’daki 12 Eylül Anayasasını kimi yeterli, çoğu yetersiz yamalarla değiştirmeye yönelik referandumda da değil. Ama mesela Suriye havasahasını ihlal eden ve düşürülen  jet uçağıyla ilgili yalan üstüne yalan düzerek bizleri kandırmaya kalkışıldığında, kendi ettiğini örten kedi misali  bilinçli bilgi kirliliği yaratıldığında birikmeye başlamıştı. Roboski cankırımını bir bilinmezlik sisi ile örtüp suçunu (evet suçunu) gizlemeye çabaladıklarında ve bunu durmaksızın sürdürdüklerinde ve zamanın unutturucu gücüne sarıldıklarında birikti. Kürt sorununu Kürt kitlelerin dinsel inançlarını gıdıklayarak çözmeye, olmadı idam ipi ile dolanmaya başlandığında birikti.   Birkaç ay önce el sıkışıp, ailece ziyaret edilip, sarılıp öpüşülüp kucaklaşılan Beşşar Esed ile birden kanlı düşman olup, Suriye bahanesi ve manivelası ile Ortadoğu’da sünnilerin önderliğine soyunmak gibi lafı bol, içi boş bir siyasal yörüngeye girildiği ve  bu zırva politik tercihi desteklemeyenlere yağıp gürlemeye başladığında birikti…   Paris’te öldürülen üç Kürt kadını ile ilgili “Sonuna kadar araştıracak, bu cinayeti aydınlatacağız” deyip sonra kıllarını bile kıpırdatmadan, Fransa’ya “Ne oldu efendiler, o soruşturmanın sonuçlarınını bize bildirin” uyarısında bulunmaya bile yanaşılmadığında birikti…   Reyhanlı’da patlamadan hemen sonra (yoksa önce miydi) suçluları saptayıp, iki günde yakalayıp, itiraf ettiklerini medyaya sızdırıp ardından derin bir sessizliğin ardına çekildiklerinde birikti.   Genç kuşakları alkolden koruyoruz dümenine yatıp içki kısıtlamalarını torba yasanın içine tıkıştırıp çıkardıklarında birikti. Sonra birikim birden hızlandı. Çünkü AKP’nin tepesinin tepesi atmış, zembereği boşalmıştı.      “İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor?” diye zırvaladı. “Kimin inancı? Senin inancın seni bağlar, herkesi değil efendi” diyen oldu mu bilemiyorum.     Bildiğim boşalmış zemberekten yeni inciler geldi: “İtiraz beyhude Taksim’e o kışla yapılacak…  AKM’yi de yıkacağım; yerine daha estetik bir şey yapacağız… Taksim kışlası tarihi eserdir. Orada AVM de olacak, müze de olacak, mağazalar da olacak… Taksim’e cami de dikeceğim…”   Eh bu kadar birikirse patlardı ve patladı…   Şu andaki eveleme geveleme, tükürdüğünü usturuplu yalama, süngüsü düşük pozlarda soruları laf kalabalığına getirme falan filan… Boşverin. Gezi eylemi Tayyip Erdoğan ve takımına ders oldu. Ağır bir ders. “Millet ne derse o olur” gibi  demokrasiyi seçim sandığına indirgeyen sığ ve basmakalıp anlayış gezi direnişine çarptı.   Eylemin gücünden pay kapmak isteyen ulusalcı tosunların Onuncu Yıl marşı ile sokaklarda turlamaları, daha önce hiç ilgilenmedikleri Taksim gezisine yönelip “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” oyununa hız vermeleri hiç önemli değil. Her zaman olacak. Sırrı Süreyya’nın fırlama zekasından çıkan “Yemezler gözüm. Ambulansın arkasından gidip hız yapan araba gibisin” sözü iyi anlatıyor. Her etkili eylemde, “eylem hırsızları” çıkar.   Bu defa da çıktı. Bundan sonra da çıkacak.

Bu yazı 6380 defa okunmuştur .

Son Yazılar