Nereye Koşuyoruz
Melike Al

Melike Al

Nereye Koşuyoruz

05 Temmuz 2013 - 14:27

  Bugün sabah bana biraz vakit kalsın diye erkenden uyandım Duşumu aldım her zamanki gibi! Giyinip aynanın karşısında makyajımı yaparken saate takıldı gözüm. 7:30 olmuş 8:00 otobüsüne yetişmem için yarım saatim vardı; pür teleş hazırlanıp çıktım; yine zamana yetişemedim, yine zaman hızla akıp gitti ben yine geride kaldım. Yalnız benmi ? kim bilir daha kaç kişi benim gibi düşünüyor. Hep bir telaş içindeyiz,hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz acelemiz var! Peki ama nereye ,niye bu telaş; üstelik mutluda olamıyoruz!   neden içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yasadığımızı,neden mutlu olmayı beceremediğimizi, neden kendimiz olmayı başaramadığımızı; "neden ve niyeler le " başlayan daha bir dolu sorunun cevabini vermeye çalışıyoruz okadar çok hızlı ilerliyoruz ki bedenimiz bir yere ruhumuz başka bir yere savruluyor; her biri başka bir yerde kalıyor…. biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz... Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki çok para, sürekli kariyer, bir evimiz, arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.Hadi maddiyatı bir kenara bırakalım; aşktan da şikayetçiyiz? çevremiz de kaç kişinin aşk hayati iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, iste bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve iste bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz... hız cağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe, ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor.. Bu yüzden bütün ilişkiler yarim yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok … Peki ama nasıl oluyor bu? Düşününki artık ne çamaşır ,ne bulaşık sorunumuz var,her işimizi makineler yapıyor   çayımızı kahvemizi bile makineler yapıyor.İslerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok iste!. peki zamanla yarışmak yerine biraz da bir şeyleri ağırdan alırsak ne olur? Planlı fakat yavaş;… işin önemine göre sıraya sokup koşmadan, acele etmeden işleri yaparsak ne olur   Örneğin bir yere giderken uçak değilde otobüsle gidersek ! Yolculuğun tadına varmazmıyız, hayal kurmaya vaktimiz olmaz mı? Ağaçları kuşları ve dağları sindirerek görmezmiyiz? Yada internetle sohbet etmek yerine mektuplaşırsak; yazmanın tadına varıp daha kalıcı olmazmı en azından yıllarca o mektubu saklama imkanımız olmazmı? Özlem duydukça açıp tekrar okumazmıyız ““Söz havada ama yazı kağıtta kalır”” sözü gibi Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzu ve bedenimizi dinlendirelim. Aceleye ne gerek var? İçimize sindire ,sindire biraz ağırdan alarak ,hayatın tadına vararak yaşasak….;unutmayalım ki!Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş... Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, basari da....   Sevgiyle kalın. telaşsız , koşturmacısız bir gün dileği ile

Bu yazı 4571 defa okunmuştur .

Son Yazılar