Son Basamak
Melike Al

Melike Al

Son Basamak

28 Ocak 2014 - 16:55

Fecr-i Ati Edebiyatının en önemli temsilcisi olan Ahmet Haşim (1885-1933) 'Merdiven' adlı şiiri yaşlılık telaşı ve ölüm korkusuyla yazılmış edebiyat dünyamızın en seçkin örneği.

 

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

 

Hayatı ve yaşamın ilerlemesini merdiven basamaklarına benzeten şair, hayatın tadına vararak ve bir daha dünyaya gelmeyecek gibi her şeyi yaparak -ağır ağır yaşamamızı istiyor. Yaşadıklarımızı, anılarımızı, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı, acılarımızı, kederlerimizi, sıkıntılarımızı, ailemizi, dostlarımızı, sevdiğimizi, sevdiğimiz yemekleri-içecekleri, gezmekten hoşlandığımız yerleri… bir yaprağa benzeten yazar, ölüme yaklaştığımız da bunların atık zayıf hafızamızda kalacağını ve bunları düşünerek geçmişe özlem duyacağımızı ve zamanın nasıl da böyle geçtiğini son merdiven basamağını ne kadar da yaklaştığını düşünerek şairin geçmişi benzettiği semaya bakarak ağlayacağımızı söylüyor.

 

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

 

İnsan yaşamında ilkbahar; gençlik yılları, yaz; olgunluk dönemini, sonbahar; son yıllarımızı, kış ise ölümü sembol eder. Sonbahar ayında yapraklar, gökyüzü ve sular artık yazdan kalma cıvıl cıvıl rengini bırakarak sararmaya başlar ve ardında kışın yok olur. Şair ikinci beyitte artık yaşamının renginin sarardığını ve bir zamanlar bak ve dinç olan yüzünün artık solmakta olduğunu söylüyor. İkinci beyitinin ikinci mısrasında da sonbahar temasını kullanan şair, artık güzel güneşli günlerin bittiğini ve günbatımı olan havanın yakında karayacağını söylüyor.

 

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

 

Yaşamının her karesini birbirine bağlı olduğunu ve artık güzel günlerin bittiğini söyleyerek aileyi, dostları güle benzetip ölümle birlikte onların artık arza yani yatacağı mezara/toprağa bakacağını söylüyor. Artık hayatın neşesinin, mutluluğunun kalmadığını her şeyin anlamsızlaştığını güzel sesi temsil eden bülbülün artık bize ölümden başka bir şeyi hatırlatmadığını söylüyor. Şiirinde şair beklide günahkâr olduğunu hissederek bize cehennemi hatırlatan alev ve yanmak gibi kavramlar kullanıyor.

 

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

 

Ölümün gizli bir kelime olduğunu ancak biri öldüğünde yada ihtiyar olduğumuzda aklımıza geldiğini söyleyen şair, bunla beraber ölümü kabul etmemizi istiyor. Şiirinin son mısrasında ise kullandığı 'Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...' cümlesiyle merdiven basamaklarının bittiğini ve artık son basamaktan sonra edebi hayata düşeceğimizi söylüyor

Bu yazı 4176 defa okunmuştur .

Son Yazılar