Tayyip Bey kendi kendini yiyor
Melike Al

Melike Al

Tayyip Bey kendi kendini yiyor

10 Haziran 2013 - 14:46

Düşünün birkere  koskocaTürkiye cumhuriyeti başbakanı  bir toplumu ikiye bölebiliyor yüzdeelli zor tutuyorum demekten çekinmiyor, bu sözü bana  çocukluğumdaki bir  olayı hatırlatıyor   çocukluğumda ben ne zaman Annemi sinirlendirsem, Annem hemen '' ben seni sevmeyeceğim , kardeşini daha çok seveceğim'' diyip onu yanına çekmeye çalışır  beni üzerdi''akşama baban gelsin  şikayet edeceğim'' diyede tehdit ederdi şimdi bakıyorum başkan beyde Aynı şeyi yapıyor .Yüzde Ellilik halkını çantada keklik olarak görüp onlara diğer eylemcileri çocuk gibi şikayet edip tehditler savuruyor.   Nasılsa yüzde Elli olan halkın bir kısmı eylemci çapulcu diğer kısımı ise Kurşun asker  hazırda dursun kafasının tası atarsa kullanır. canım ne var koyunları gütmek çoban için kolaydır.   Allahtan koyun olma heveslisi kimse yok .Duyarlı oldukları için AKP ye oy verselerde  onun Bu kışkırtmasına uymuyorlar. Yoksa Türkiyede  başkan bey yüzünden kan gövdeyi götürecek şükürler olsun ki Halk Başkanından daha akıllı ve duyarlı    Oya Baydarın da dediği gibi İşlerin bu noktaya varmasında, Başbakan’ı aklıselime davet etmek yerine onun bölücü, cepheleştirici, toplumu aşağılayıcı, buyrukçu söylemlerini teşvik eden kurmaylarının, danışmanlarının payı büyük. Kendi zihniyetlerinin ürünü yanlış yorumlarla, yanlış yönlendirmelerle, yanlış istihbaratla, şahin tavırlarla Erdoğan’ı etkileyenlerden biri olan Yalçın Akdoğan “Başbakanı yedirmeyiz” derken Erdoğan’ın artık yenilebilecek bir lokma haline geldiğini de itiraf emiş oluyor. Ne var ki Tayyip Bey, ustalık dönemine ulaştığından bu yana iyice pervasızlaşan nobran, kibirli, cepheleştirici, buyrukçu, baskıcı, ötekileştirici tutum ve yönetim anlayışıyla, bu lezzetli lokmayı başkalarına bırakmadan, kendi kendisini yiyor. Tayyip Erdoğan’ı yiyen: “Bu gidişat iyi değil, bu üslup tahrik edici, bu zihniyet sivil vesayet zihniyeti” dendiğinde; “Şöyle veya böyle nesil yetiştirme hevesi toplum mühendisliğinin ta kendisidir, yaşam biçimlerimize, zevklerimize, inançlarımıza, mahremimize karışmaya, halka nasıl düşünmesi, nasıl yaşaması gerektiğini empoze etmeye, hele de kendi değerlerinizi mutlaklaştırıp dayatmaya hiç hakkınız yok” dendiğinde, bunları söyleyenleri susturmak için doğrudan veya dolaylı baskı, sindirme, hatta hakaretden kaçınmayan Başbakan’ın bizzat kendisidir. O sofrayı da, şimdi “Erdoğan’ı yedirtmeyiz” diyenler donatmıştır yalakalıklarıyla, teslimiyetleriyle, kullukları ve suskunluklarıyla...   Ve isterseniz bilgi, isterseniz tahmin, isterseniz kehanet deyin, AKP’nin içinde, hatta kurmay kadroları arasında, Tayyip Erdoğan’ın çok ileri gittiğini, partiyi, iktidarını ve ülkeyi çıkmaza sürüklediğini düşünen ve bu gidişatın önüne geçilmesi hesapları yapanların sayısı hızla artmaktadır. Tayyip Erdoğan’ın krizin tam ortasında yurtdışına gittiği günlerde ona vekâlet eden Arınç’ın Çankaya’ya çıktıktan sonra hükümet adına yaptığı konuşmadaki uzlaşıcı, demokrat, alçakgönüllü üslubu, Cumhurbaşkanı Gül’ün dolaylı da olsa Erdoğan’ın sadece üslubuna değil siyaset anlayışına ve uygulamalarına yönelik eleştirileri, bir süre önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın,  vicdanlar incitiliyor, kimsenin yaşam biçimine müdahale edilmemeli mealindeki konuşması, en önemlisi Başbakan’ın saygı duyduğu, önem verdiği söylenen Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın “Muhalefetin bunca zaman yapamadığını, biz kendimiz beş günde yaptık, herkesi karşımızda birleştirmeyi başardık” hayıflanması, ve pek çok benzer gelişme, Tayyip Erdoğan’dan kendisine çeki düzen vermesinin kibarca veya açıkça isteneceğinin işaretleridir. Başbakan’ın karizması sadece Gezi parkında değil, kendi partisi içinde de bir ölçüde çizilmiş, büyü bozulmaya başlamıştır.

Bu yazı 7880 defa okunmuştur .

Son Yazılar