Yılan Hikayesi
Melike Al

Melike Al

Yılan Hikayesi

18 Ocak 2014 - 19:23

Gün geçmiyor ki ölen insan olmasın; komşudaki iç savaş yüzünden suriyedeki insanlar bölünmüş,dağılmış durumda kimimiz bunu yakından takip ederken kimimiz de '' bana dokunmayan yılan bin yaşasın ''diyor

Biz Dünya milletleri olarak, şiddeti sever hale geldik, daha doğrusu getirildik. Televizyonda, bilgisayarda, izlediğimiz ve çocuklarımıza izlettiğimiz filmlerle ve oyunlarla da bu şiddet duygusunu çocuklarımıza aşıladık. Her oyunumuzda, her filmimizde vurdu kırdı, silah ve cinsellik mutlaka vardı. 

Bu kötü ortamda kalan bilinçli insanlar, kendilerini bir şekilde korumaya çalışsa da daha benliği oluşmayan, geçiş aşamasında bulunan çocuklar ne yapacağını bilemeden, kişilik karmaşası içine düşmekte ve kendilerine yanlış yol seçmektedirler. Bunlara en iyi örnekse; uyuşturucu kullanan, evden kaçan, intiharı çözüm sanan çocuklardı.

Sürekli reklam baskısı altında kalan gençlerimiz, tüketim çarkının içine çekilmekte ve düşünmelerine fırsat verilmeden alışverişle, markayla meşgul edilmektedirler. Öyle ki çocuklar artık ihtiyaçları olmadığı halde, istek duygusuna yenik düşerek, tüketim çılgınlığına kapılmakta ve bu duygunun esiri olarak da, doyumsuz bireyler olmaktadırlar. 

Bu doyumsuzluk hastalığı sadece çocuklara değil, toplumumuzun diğer bireylerine de bulaşmıştır. Buna neden olan en büyük etkense; medya ve onun yan kollarıdır. Her gün hep bir ağızdan “alın!” diye bağıran reklam filmleri, gerçekten uzak ama cafcaflı, bilbord resimleri bunların en  iyi örnekleridir.

Artık o kadar olmuştur ki, yanlı davranan medya hiç olmayacak isimleri bile, sanatçı yazar diye bilbordlardan reklam etmeye başlamıştır. Sanırsınız ki reklamı yapılan kitap değil de, yazarın kendisidir. 

Medya sayesinde, sanat ürünlerinde ki emperyalist etki hızlanmış, ürünlerin gerçekten uzaklaştırılıp, dejenere olması sağlanmıştır. 

Bu kültür gelişimi sadece sanat alanında değil eğitim, sinema ve dil alanında da olmuştur.

Eğitim o hale gelmiştir ki, artık çocuklar kendi dillerini bile konuşmaktan acizdir; yani kendi dillerinden ve aslından habersizdir.

Basın kanalıyla hızlandırılan bu emperyalizm hareketinden dolayı, çocuklarımız kendi kültürlerinden habersiz, dilini kullanmasını bilmeyen, yoz insanlar haline gelmiştir.

Öyle olmuştur ki, insanlar artık kendi özvarlıklarından habersiz, köşe dönmeci, bireyci düşünen, yardımlaşmaktan uzak, bencil, sorumsuz vatandaşlar olmuşlardır. 

Toplum artık, kültür ve görgüyü unutup, sadece para konuşmaktadır; bununla beraber de kapitalizmin çarkları acımasızca dönmektedir.

Biz de bu şartlar altında çocuk yetişmeye çalışmakta amacımıza ulaşamadığımız zamansa toplum böyle, biz ne yapalım gibi sahte ve eksik çözümler üreterek konuyu unutmaya çalışmaktayız. 

Oysaki toplumu oluşturan, suçladığımız, o insanlar bizleriz!! 

Bu yüzden bilinçli olup, emperyalizm denen bu canavara yenilmeyip, kendi öz benliğimizi kaybetmeden, her türlü yaratım bağımsızlığımızın engellenmesine izin vermeden, biz olmayı becermeliyiz. 

 

Bu yazı 5967 defa okunmuştur .

Son Yazılar