YOK, OLAN KÜÇÜK BEDENLER
Melike Al

Melike Al

YOK, OLAN KÜÇÜK BEDENLER

10 Mayıs 2013 - 23:54

 

  bedeni yine yenik düşmüştü işte, yorgundu fazlasıyla. Uyumak istiyordu ama uyumaması gerekiyordu. Biliyordu ki uyuduğu zaman yine o kâbus dolu anlar başlayacaktı. Gözkapakları gittikçe ağırlaşıyor, gözleri kapanıyordu.yavaş yavaş. Sessizdi, karanlıktı gece. Üşüdü, direndi ama dayanamadı daha fazla. Uzaklardan, çok uzaklardan bir ninni sesi geliyordu, hışırdayan yapraklarla beraber.    Birden açıldı gözleri küçük kızın. Ne zaman uyumuştu, ne kadar zaman geçmişti... Neden uyumuştu. Hemen döndü yatağında uyandığı belli olsun diye. Hareketlenmesiyle birlikte yorganın içindeki el de kaçmıştı. Biraz daha zaman kazanmıştı küçük kız. Hala karanlıktı, hala geceydi... Hala uykusuzdu. Çok geçmedi, yine uyudu ninni eşliğinde yaprak hışırtılarının arasında. Uyumasıyla birlikte dışarıdaki el yine canavarlığını sürdürmek için harekete geçti. Usulca yorganın altına girdi önce. Durdu biraz, kızın uyuduğundan emin olmak için. Minik bedenin üstünde dolaşmaya başladı Çok yavaş hareket ediyordu küçük kız uyanmasın diye. Ama Kız irkilerek uyandı üzerinde dolaşan eli hissedince korktu. Hemen döndü uyandığını belli etmek için. Üzerinde dolaşan el kaçtı kızla Ve bu böyle sabaha dek sürdü... Bu ilk değildi ki, atamazdı kimseye. Tek yol uyumamak ve o elin sahibiyle yalnız kalmamaktı.    Yine uykusuz gecelerden birinin ardından güpegündüz minik beden dayanamamış ve yatmış yatağa, uyuyakalmıştı. Hiç tasalanmadan, mışıl mışıl uyuyacaktı kız. Çok mutluydu, o elin sahibi yoktu çünkü. Deliksiz uyumayalı uzun zaman olmuştu. Uzaklardan bir ninni sesi geldi yine, hışırdadı yapraklar. Ağırlaştı küçük kızın minik bedeni. Ve uyudu, tatlı rüyalar görmek isteyerek. Birden bir el tuttu onu sımsıkı. Minik kız tanıdı bu eli ve sahibini. Tuttu kızı ve hırpalarcasına çekti yine .. Kız durdurmaya çalışıyordu ama yetişemiyordu onun gücüne. Direnmek istiyordu, elinden bir şey gelemeyeceğini bilerek. El ve elin sahibi dur durak bilmeden minik kızın minik bedenini hırpalamaya devam etti. Canı yanıyordu kızın. Kan ter içinde kalmıştı, yalnızdı., tüm bedeni ağrıyordu.. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu rüyamıydı yoksa gerçekmi? Ağrıyordu minik bedeni. Başı döndü kızın. Yığıldı yere. Bacak arsında bir sıcaklık hissetti. Baktı. Kandı bu. Çok korktu. Doğruldu yerinden minik kız. Evin terasına çıktı. Baktı aşağı doğru. İrkildi biraz, ağladı sonra. Daha çok ağladı. Minik bedeni titriyordu. Korkuyordu Daha çok ağladı... gözleri küçüldükçe yüreği büyüdü. Baktı aşağı doğru. minik bedenini bıraktı boşluğa küçük kız, bir daha dönmemecesine.    Bir haber programında duyup da irkildiğim, çok etkilendiğim, unutamadığım bir haber için yazıldı bu hikaye. Bu sadece bir örnek, buna benzer o kadar çok olay var ki yaşanan. 'İlkokul beşinci sınıfa giden kız, üvey babasının tecavüzüne uğradı'...'Öğretmeni, ortaokul öğrencisine tacizde bulundu.'...'Abisinin tacizine uğrayan küçük kız psikolojik tedavi görüyor.' 'Lise öğrencisi genç kızın okul müdürü tarafından tecavüze uğradığı öğrenildi' vs... vs...    En kötüsü paylaşamamak. En kötüsü içinde tutmak. Bu olayları yaşayanların birçoğu, içinde bulundukları durumu, utandıkları için ailelerine anlatamıyor. Bu bağlamda ailelerin, çocuklarına ilk eğitimlerini verirken, önce kendileri eğitilmeleri gerekiyor. Ayıp, yasak, utanmak, korku, endişe, güven, inanmak, savunmak... gibi kavramları çocuklarımıza aşılarken, önce bu kavramların bizdeki anlamlarını gözden geçirip, çocuklarımıza en doğru şekilde nasıl verebiliriz, bunun arayışı içinde olmalıyız. Onlara çok küçük yaşta doğru bir şekilde öğretilen bu kavramlar sayesinde hayat karşısında daha dik durabileceklerdir.    Bu olaylara maruz kalan minik bedenlerin başlarını hep dik tutması dileğiyle...

Bu yazı 6466 defa okunmuştur .

Son Yazılar