Ergenekon
Nabi Kırmızı

Nabi Kırmızı

Ergenekon

07 Ağustos 2013 - 06:07

 

Ergenekon    Bazılarına göre uzun tutukluluk süresi nedeni ile eleştirilen, bazısına göre Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı suç örgütünün erken bitirilmiş davaları olarak görünen, bazılarına görede bu kadar  uzun tutukluluktan sonra mecburen verilmiş cezalar olarak tanımlanan Ergenekon soruşturması Yargı tarafından Terör örgütü olarak tescillendi. Tüm bu görüşlerin savunucularının çoğu işin detayına bakmadan kendi dünya görüşündeki çoğunluğun dayatmasını seslendirmekte. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara Kısaca sürü pisikolojisi ile körü körüne savunma diyebiliriz. Biz Birazcık detaya girelim. Birazcıktaki kastım, konunun kitaplar dolusu ayrıntısa bana ayrılan köşenin aylarca bu konuya ayrılması gereği.  Bu ülke neler yaşamadıki. Asker oğlunun yemin törenlerine ve Şehit Cenaze törenlerine alınmayan anneler, düğünlere eşi veya başörtülü yakını ile gidemeyen aileler (İki defa bizzat benimde yaşadığım olay), Jandarma Genel Komutanının ve birçok Rütbeli askerin suikast ile şehit edilerek kaza veya intihar süsü verilmesi, birçok aydın, gazeteci, işadamı ( Özellikle Kürt işadamları) ve kanaat önderinin faili mechul cinayetlere kurban gitmesi, Ülkenin Cumhurbaşkanının şüpheli (kamu vicdanında şüphe götürmez suikast) ölümü, genç kızların okullara alınmaması,  Ziya Gölkalpın asker duası isimli şiirini okuduğu için hapse atılan dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı, halkın seçtiği milletvekiline sırf başörtüsü yüzünden mecliste hakaratvari saldırılar ve yemin ettirilmeyerek meclis dışına atılması, aynı milletvekilinin evinin gece yarısı polis ablukası altında dönemin DGM başsavcı tarafından basılması (Başsavcı bu arama biçimi yüzünden uyarı cezası aldı, ancak bugünün ergenekon savunucusu siyasiler o günlerde herhangi bir açıklama yapmadı), Meclisin seçtiği Cumhurbaşkanına sırf eşi başörtülü olduğundan görev verdirilmek istenmemesi, barış süreçlerinde süreci sabote edici eylemler, Sabancı Suikastı ve yakalanan teröristin itaraf etme kararı sonrası cezaevinde öldürülmesi, Sivas katliamı, yaş kararları ile hayatları karartılan subaylar, Bir çok sanatçı ve aydının özellikle belirtmek istiyorum, Demokratlığından kimsenin kuşku duymadığı rahmetli Ahmet Kayanın komplo haberler ve saldırılarla vatanından koparılarak ölümlerine sebebiyet verilmesi. Birebir anlatacak olursak sayfalar dolusu olay varken bana göre bunların en önemlilerinden yakın tarihte meydana gelen Danıştay Saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması olayına bakalım. Saldırıyı gerçekleştiren Alpaslan Aslan ın olay sonrası kaçarken son anda bir polis memurunun çelmesi ile düşerek yakalanmasını Türkiyenin şansı olarak görüyorum. Biliyorsunuz dönemin Danıştay Başkanvekili bugünün ADD başkanı Tansel Çölaşan Saldırganın yakalandığından bi haber gazetecilere saldırıyı yapanın 'Allah'ın askeriyim, Allahü ekber' diyerek ateş ettiğini ileri sürmüş, bu iddia saldırıda yaralanan ve Ergenekon soruşturması kapsamında ifade veren Mustafa Birden tarafından yalanlanlanmıştır. Alpaslan Aslanı dini bütün, namazında niyazında biri olarak lanse etmeye çalışan zihniyet, Saldırganın içki içen, dinle diyanetle ilgisi olmayan biri olmasının ıspatı ile Aslanın deli olduğu tezini öne sürmeye başlamışlardır. Cumhuriyet gazetesine bomba atılması hadisesininde aynı merkezden geldiği yakalanan sanıklar ile yapılan itiraflardan anlaşılmıştır. Saldırgan yakalanmasa ve Bu olaylar çözülmeseydi Ergenekon terör örgütü, Çölaşan ve aynı zihniyetteki yazar çizer ekibi ile olayın iktidar yanlısı örgütlerce yapıldığı yaygarasını koparacak, belkide benzer birkaç olay ile hükometi zora sokarak, geçmişte yaptıkları gibi azınlığın iktidarını sağlayacaklardı.  İşine geldiğinde yargı kararlarına saygı duyulmasını söyleyen sözde demokratlarımızın, yargının aldığı Ergenekon kararını siyasi bulması ikiyüzlülük değilmidir.  Tüm bunları bir yana bırakıp Ergenekon soruşturmasının başladığı günden bu güne faaili mechullerin olmaması bile bize birşeyleri açıklamıyormu.  Yargı tarafından tescillenen Ergenekon teröör örgütü yapılanması bitmemiştir. En azından henüz sermaye ayağına, medya ayağına dokunulmamıştır, ancak bir daha darbe yapmaya, halkın seçtiği parlementoyu kendi istediği gibi dizayn etmeye yeltenileceğini zannetmiyorum.  Not: Bu yazı aynı zamanda http://www.gercekyayincilik.com/forum/index.php?board=45.0 gazetesindeki köşemde yayınlanmıştır  

Bu yazı 11302 defa okunmuştur .

Son Yazılar