BÜYÜYÜNCE UTANIR MI İNSAN?
Şebnem Özbay

Şebnem Özbay

BÜYÜYÜNCE UTANIR MI İNSAN?

23 Kasım 2015 - 11:25

"Büyüyünce utanır mı abla?".....Hayatım boyunca böyle bir soruya cevap vermemiştim...Ne diyebilirdim ki bir çocuğa; "Utanmaz mı oğlum, hem de çok utanır."

Sağa sola savrulmuş kitap, defterlerini beraberce toparlarken ağlamaklı bir sesle; "İlk o bana vurdu, ben hiç bir şey yapmadım..." Savunmasını yaparken, onu hırpalayansa az ileride duvara yaslanmış büyük bir zevkle bu mağlup olmuş çocuğu izliyordu...Kazanmış, gücünü göstermiş ve kendine yaşça denk, cüssece ufak bir çocuğu haklamıştı...

Büyüyünce utanır mı insan?..."Ben bir zamanlar bir kedinin kuyruğunu kesmiştim yuh olsun, yazıklar olsun bana..." der mi mesela?...."Fırlattığım top, komşunun camını kırmıştı da, suçu arkadaşıma atmıştım, arkadaşıma nasıl yaptım bunu? diye sorar mı? ...Ya da kendini teselli etmek durumunda kalır mı?..."Gençlik işte yaptık bir cahillik!..."

Bunu çok duydum işte..."Yaptık bir cahillik!..."...Bu cümleyi kuran teselli ediyor belki, ama yaptığından mahcubiyet duymuyor ki...Kabahatini kabul etmek başka, mahçup olmak başka bir şey...Kabullenmek değil sadece, o hatayı yapıp samimi bir utanma hissi duymak mümkün mü?...Mümkün tabii...Varlığının anlamını arayan her insan bu yolculuğunda yine kendi karanlık yüzüyle karşılaşır..."Dur bakalım! der o iç ses; çok iyi insanım diyorsun ya, al bakalım bu da sensin...Ödeş bakalım kendinle!"

Benim böyle anılarım var...Reklam firmasında yöneticiydim bir zamanlar...Pazarlama departmanında sessiz, çekingen, verimliliği son derece düşük bir genç adam vardı...Her şey rakam ya! İş dünyasında kurallar acımasız ya!...Çıkardığımız tüm raporlar o kişinin başarısızlığını apaçık önümüze seriyordu...Bir gün karar verdim ve çıktım üst yönetime. Bu kişiyi artık ekibimde tutmak istemediğimi benim de başarımı olumsuz etkilediğini bildirdim..."Hemen gönderin!..." Dediler...

O genç adamı çağırdığımda, küçük bir bebeği olduğunu ve çalışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi...Verdiğim onca emeğin boşa gitmesi, benim kadar çaba göstermemesi ve aşırı sessizliği nedeniyle çok kızgındım...Ve onu işten çıkardım...İsteseydim idare edebilirdim, en azından başka bir iş bulana kadar bekleyebilirdim, ama yapmadım...

Şimdi geriye baktığımda ve her iç dünyama yolculuğum sırasında karşılaşırım o genç adamla...O beni bir cadı, acımasız, kötü kalpli biri... artık nasıl anıyorsa kim bilir?...Öncelikle Allah'tan  ve ismini unuttuğum ancak yüzünü hiç unutamadığım o kişiden her hatırladığımda af dilerim...

Büyüyünce değil belki ama, ruhen olgunlaşınca bazı eylem ve söylemlerinden utanıyor insan ve zaman geriye gitmediği için bize o hataları telafi etme şansını da her seferinde vermiyor işte...

Ne güzel ifade etmiş Mert Güler.....

"İster insan olsun ister ağaç, canlar hafife alınmaz…
İster büyük olsun ister küçük, çığlıklar hafife alınmaz…
İster az olsun ister çok, yürekler hafife alınmaz...
Bunları yok sayıp hafife mi aldın?
O zaman bunun bir bedeli vardır...
Bu bedel ise tahmin edemeyeceğinden büyük,
Kaldıramayacağın kadar ağır olur..." 

 

Bu yazı 16177 defa okunmuştur .

Son Yazılar