11 Nisanların bize hatırlattıkları
Sedat Atilla

Sedat Atilla

11 Nisanların bize hatırlattıkları

11 Nisan 2008 - 15:41

Bir 11 Nisan’ı daha kutladık coşkuyla. Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtuluşunu gerçekleştirenleri minnetle, rahmetle, şükranla anıyoruz.

Kurtuluş Savaşı tarihimize adını altın harflerle yazdıran şehirlerden birisidir Şanlıurfa. Kendi imkânları ile kendi kendini kurtarmış ve Anadolu’nun düşmanlardan temizlenmesinin öncüsü olmuştur.

 

Şanlıurfa’nın Kurtuluşu bir çok bakımdan örnek alınacak çapta ve özelliktedir. Bu bakımdan 11 Nisan’ları sıradan kutlamalarla geçiştirmek aslında doğru değildir. Elbette coşmak, eğlenmek, kutlamak, şarkı türkü söylemek de hakkımızdır. Ama önemli olan kurtuluştan çıkarılması gereken dersler ve alınması gereken örneklerdir.

 

Kurtuluş Savaşı yıllarında içinde bulunulan zor durumu bugünle mukayese etmek mümkün değildir. Bir kentin düşman tarafından istila edilmesi, emperyalist güçlerin karşısında duruş belirlemek öyle çok kolay işler değildir. Bir avuç imanlı milisle koskoca bir devletin askerlerine, güçlerine karşı çıkmak ve şehrimizi işgalden kurtarmak sıradan kutlamalarla geçiştirilecek bir hadise değildir.

 

Bu destanın, yani 11 Nisan Destanı’nın bugün omuzlarımıza yüklediği sorumluluklar vardır. O gün bu şehri kanları, canları pahasına kurtaran atalarımıza, dedelerimize karşı yapmamız gereken görevler vardır. Bu şehri günümüzün bazı istilalarından ve hastalıklarından kurtarmak da bizim görevimizdir.

 

Şanlıurfa belki bir kurtuluş savaşını gerektirecek kadar olmasa da yıllardır zor şartlarda ayakta durmaktadır. Tarihi, kültürü, manevi zenginlikleri, maddi varlıkları ve çok önemli konumu ile hak ettiği gibi değerlendirilemeyen bir kenttir Şanlıurfa. Bahtsız, şanssız ve sahipsizdir bir anlamda Şanlıurfa.

 

Yazdıklarıma kızmayın lütfen! Şanlıurfa’nın 11 Nisan Destanı’nı bugünkü kuşaklara günümüz iletişim imkânları ile aktarabilecek bir çalışma bile yapılamamıştır. Gaziantep’in şanlı direnişi ve kurtuluşu her anlamda değerlendirilmiş, şehre gazilik unvanı verilmiş ve son olarak da istiklal madalyası ile taçlandırılmıştır Gaziantep. Karayılan dizisi ile bütün Türkiye Gaziantep’in kurtuluş mücadelesini adeta ezberlemiştir. Şanlıurfa maalesef böyle bir şansı yakalayamamış ve değerlendirememiştir.

 

Şanlıurfa ataletten, tembellikten, bananecilikten, adamsendecilikten, güçlünün haklı olması gibi kötü bir hastalıktan kurtulamamıştır. Kalkınmasını çağdaş normlara taşıyamayan Şanlıurfa, kentleşme alanında da yeni yeni bir kıpırdanma içerisine girebilmiştir.

 

Turizm alanında Dünya çapında bir kent olmaya aday olma özelliklerimiz vardır. Kitabi dinlerin atası olan Hz. İbrahim (A.S.)’in şehridir Şanlıurfa. Bunu bile yeteri kadar değerlendirdiğimiz söylenemez. Dünya’nın her bölgesinden turistin merak ederek gelmek durumunda olduğu bu kutsal şehir ne yazık ki kendi zenginliklerinin bile farkında değildir.

 

Sanayileşme alanında hala yerimizde sayıyoruz. Siyasi dönüşümlerimizi ve sosyal yapılanmalarımızı pozitife çevirememişiz. Siyaset olarak tamamen hizmet üretmeye yönelik bir seviye yakalayamamışız. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.

 

Şimdi soruyorum: Böyle bir yapı ve ortam ile 11 Nisan kutluyoruz. Herkes kendince biliyor ve anıyor 11 Nisan’ı. Ben de bunları hatırlatmak istedim. Gerisi herkesin neyi nasıl anlayacağına kalmış…

Bu yazı 4782 defa okunmuştur .

Son Yazılar