Belediyecilik Anlayışımızı Sorgulamak
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Belediyecilik Anlayışımızı Sorgulamak

23 Şubat 2016 - 16:13

Şanlıurfa makul ve mütevekkil insanlar şehridir. Kanaatkârdır. Verilenle yetinir genellikle. Büyük düşünmeyi, daha çok istemeyi, yapılanı ve verileni sorgulamayı, hakkı olanın peşine düşüp almayı, sahip olduğu değerleri korumayı, çoğaltmayı ve zenginleştirmeyi beceremiyoruz sanırım. Sonra da çevremizi kıskanıyor ve elimizin yetmediğine ekşi demeye başlıyoruz.

Gaziantep çevre illere önemli bir gol daha atarak Birleşmiş Milletler (UNESCO)’in kreatif şehirler listesine gastronomi alanındaki varlığı ve zenginliği ile girmeyi başardı. Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’in beslendiği Halep Havzası ortak mutfak kültürünün bütün çeşitlerini kendine mal ederek ama hakkını vererek bu başarıyı elde etti komşu ilimiz. Kendilerini tebrik ediyorum.

Peki, biz Şanlıurfa olarak hangi evrensel çerçeveye oturtuyoruz kendimizi? Bırakın evrensel bir çerçeveyi ulusal anlamda hangi markalaşmayı başarabilmişiz? Var olan ve miras olarak yiye yiye bitirmek üzere olduğumuz değerlerimizin hangisini markalaştırabilmiş, ulusal ve evrensele taşıyabilmişiz? Taşınmış olanlarda bizim ne kadar emeğimiz, çabamız ve başarımız var? Daha soracak çok soru var ama geçiyorum bunları.

Peki, Gaziantep bu ve benzeri birçok başarıyı nasıl elde ediyor? Halkı, sivil toplum kuruluşları, medyası, meslek örgütleri, belediyesi ve vilayeti ile ortak önemli çalışmalar yaparak. Varlıklarını koruyup geliştirerek. Zenginliklerine sahip çıkıp markalaştırarak. Emeğinden markalar üreterek. Özellikle Belediyesi ve belediyeleri üzerinden birçok ortak proje üretip kentini ve kendini geliştererek. Siyasilerini bu konuda sıkı çalıştırarak. Gücünü siyaset üzerinde ciddi bir biçimde kullanarak.

Biz belediyecilik olarak habire yaptığımız yolları, çevre düzenlemelerini, parkları falan öne çıkarıyor ve bununla övünüyoruz. Türkiye ve Dünyada artık hiç kimse rutin belediyecilik hizmetleri ile övünmüyor. Çok küçük belediyeler bile artık bunları başarı ile yapıyor. Biz de rutini geçememiş ve belediyecilik anlayışımızı sorgulayamamış bir il olarak kendimizi avutmakla meşgulüz.

Şanlıurfa Büyükşehir olalı 2 yıl geçti. Koskoca 2 yıl. Seçimlere şunun şurasında 2-3 yıl kaldı. Özellikle, Büyükşehir Belediyesi ve bazı ilçe belediyeleri olarak önümüzde nasıl bir tablo var acaba? Ne yaptık bu 2 yılda? Önümüzdeki 2-3 yılda neler yapacağız? Bir bakarsınız süre dolmuş ve önümüze yeni belediye seçimleri gelmiş. O zaman da iş işten geçmiş. Ben iş işten geçmeden, fırsat kaçmadan vazifemi yapıyorum ve uyarıyorum.

Belediyecilik anlayış ve yaklaşımımızı gözden geçirmeli, büyük düşünmeli ve önümüze büyük hedefler koymalıyız. Bir yandan rutin ve olması gereken belediyecilik işlerimizi, hizmetlerimizi yaparken diğer yandan da Şanlıurfa’yı ulusal ve evrensel çizgiye taşıyacak çok ciddi projeler gerçekleştirmeliyiz. Bunu yapamazsak bu şehir bir 20 yıl daha kaybeder ve sıradan belediyecilik uygulamaları ile avunup durur.

Emniyet Caddesindeki bir yenileştirmeyi ve düzenlemeyi aylarca sürdürerek milleti perişan eden bir belediyecilik rutin uygulamalarda bile sınıfta kalmışken siz hangi ulusal ve evrensel çizgiden bahsediyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim. Ne yapalım bizimkisi de hayal işte. Ümidimizi yitirmek istemiyoruz. Çünkü memleketimizi çok seviyoruz.

Bakıyorum da hala belediye başkanlarımız şurayı ziyaret ettik, burayı ziyaret ettik diye paylaşımda bulunuyor sosyal medyada. Şu taziyeye gittim, şu düğüne gittik, şu geldi, bu gitti diye övünüp anlatıyorlar. Ya da başkanımız şu yolu inceledi, şu köye gitti, şu çalışmayı denetledi falan. Nedir bu Allah aşkına? Çağdaş ve evrensel belediyecilik bu mu? Şanlıurfa’yı geleceğe taşıyacak belediyecilik bu mu?

Millet UNESCO’ya gidiyor. Dünyanın kreatif şehirleri listesine 9. sıradan giriyor. Biz hala kendi ekseni etrafında dönerek ilerlediğimizi sanıyor ve bununla da övünüyoruz.

Lütfen kimse kusura bakmasın, kızmasın, gücenmesin. Biz kişilerle uğraşmıyoruz. Şehrimize sahip çıkılsın ve hak ettiği yere getirilsin istiyoruz. Bu konuda uyarı görevimizi yapıyoruz. Belki söylediklerimiz biraz acı ama gerçek.

Hem biliyorsunuz dost acı söyler ama doğru söyler.

Bu yazı 46512 defa okunmuştur .

Son Yazılar