Kendi aynamız ve toplumun aynasında kendimiz!
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Kendi aynamız ve toplumun aynasında kendimiz!

10 Mart 2011 - 09:16

Bir önceki yazımızda siyasetin Şanlıurfa’ya ihanet ve haksızlık etmediğini, bizim kendi kendimize zarar verdiğimizi yazmıştım. Birçok tebrik ve takdir mesajı aldım. Bütün okurlarım adeta önemle bir muhasebe yaparcasına bana hak verdiler. Evet, ne yapmışsak biz kendi kendimize yapmışız. Kendi kendimize haksızlık etmişiz. Bireysel davranmış, birbirimize karşı dürüst olmamış, kendi çıkarımız için verdiğimiz sözleri unutmuş ve kendimizi yukarı taşımak için sürekli olarak birilerinin omuzlarına basmayı adeta adet haline getirmişiz.
Söze ve ahkâm kesmeye geldi mi hiç birimiz mangalda kül bırakmıyoruz! Ama iş fedakârlığa, objektifliğe, özveriye, dürüstlüğü, samimi olmaya, kolektif davranmaya ve gerekirse memleket için kendimizden ve menfaatlerimizden vazgeçmeye geldi mi hak getire. Ara ki bulasın birilerini!
Bütün bunlara sebep olanların başında memleketimizin sivil toplum yapılanması var. Bir memlekette objektif, adaletli, medeni, cesaretli, dürüst ve samimi bir sivil toplum yapılanması yoksa, o memlekette sorun çözebilen, aktif ve düzgün bir siyaset olmaz. Bir yandan bütün siyaset adaylarına mavi boncuk dağıtan, diğer yandan da kendi hesaplarına göre karar verdikleri bir ismi yukarılara taşımak hevesinde olan bir sivil toplum yapılanması memleketin siyasetini ideal bir çizgiye getiremez. Siyaset merkezleri üzerinde etkili de olamaz. Kendi içinde sorunlarını çözememiş ve gelişmesini tamamlayamamış bir sivil toplum ve meslek örgütleri yapılanması memleketin siyaseti dizayn edilirken gerekli vizyonu ortaya koyamaz. Nitekim Şanlıurfa’nın sivil toplum yapılanması ve meslek örgütleri de etkili olamamakta, memleketimizin sorunlarına etkili çözümler üretememekte ve siyasiler üzerinde söz sahibi bir konuma gelememektedir.
Çağdaş demokrasi normlarını, hukuku, insan haklarını, özgürlükleri, girişimciliği, diyalog ve iletişimi başaramamış, içine sindirememiş, önemli ve vazgeçilmez değerler olarak kabullenememiş bir sivil toplum ve meslek örgütleri yapılanması alanında Şanlıurfa siyasetinin eksiklerinin de ana sebebidir.
Bir memleketin eğitimini de, sağlığını da, tarımını da, ekonomisini de, siyasetini de etkileyen ana unsur olan sivil toplum ve meslek örgütleri yapılanmasının 12 Haziran 2011 seçimleri ile ilgili ortaya koyduğu tavır ve objektiflikten uzak yaklaşım korkarım ki memleketimizin umutlarının gerçekleşmesine yetmeyecek ve yine hevesimiz kursağımızda kalacaktır.
Bazen kendisine uzatılan her aday adayı kâğıdının altına imza atan muhtarlarımızın, kapısına gelen her aday adayına “Bu senin hakkındır, yakışırsa vekillik sana yakışır!” diye mavi boncuk dağıtan etkili ve yetkili kurum temsilcilerimizin, kendi kendini bakan çıkarma memuru olarak gören sivil toplum ve meslek örgütü ilgililerimizin bu memlekete sağlayacağı bir fayda yoktur.
Birey olarak da, kurum olarak da, sivil toplum ve meslek örgütlenmeleri olarak da önce kendi kendimize karşı, sonra birbirimize ve memleketimize karşı dürüst olmalıyız. Kendimizi işimize gelen veya bize yakın olan bir kişiyi yukarıya taşımak adına sorumlu görmemeliyiz. Atacağımız her adımı kişisel değil, bu memleket için, bu memleketin evlatları için atmalıyız.
Etkili, bilgili, kültürlü, seviyeli, samimi, gayretli, dürüst, cesur, göğsünü gere gere bu memleketin her sokağında dolaşabilecek, kendini Şanlıurfa’ya ve Şanlıurfalıya adamış, bu memlekete nasıl hizmet edileceğini her zeminde gösterebilmiş, bu memleketin bağrından çıkmış Şanlıurfa evlatlarını yukarılara taşımalıyız. Bu özelliklere sahip ne kadar çok Şanlıurfalıyı yukarıya taşırsak, onların arasından seçilecek olan adaylar da o kadar çok olur.
Önemli olan da siyaseti bu doğrular adına kendimiz için değil Şanlıurfa’mız için doğru dizayn edebilmektir. Herkes kendini kendine yakışıklı gösteren kendi aynalarına değil, toplumun kendisini nasıl gördüğünü gösteren gerçek aynalara baksın.
Gerçeği orada, yani milletin ve toplumun aynasında herkes görebilir.

Bu yazı 5042 defa okunmuştur .

Son Yazılar