Şanlıurfa’da Sivil Toplum Kuruluşlarının Durumu
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Şanlıurfa’da Sivil Toplum Kuruluşlarının Durumu

03 Mart 2012 - 17:31

Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bir şehrin, toplumun ve ülkenin durumunu ortaya koyan en önemli aynalardan biridir. Demokrasi, hukuk, kalkınma, ekonomi, istihdam, eğitim, sağlık, tarım, şehircilik, siyaset ve daha birçok alanda yaşanan gelişmeleri en iyi sivil toplum yapılanmaları hisseder ve dile getirir. Toplumun ve vatandaşın nabzını en iyi sivil toplum kuruluşları tutabilir. Vatandaşın dilek ve temennilerini yine en iyi sivil toplum kuruluşları dile getirebilir.

Bir ülkenin veya bir şehrin demokrasi bilincinin gelişmişliği, düşünce ve ifade özgürlüğünün yerleşmişliği, hak ve hukuk arama girişimlerinin etkinliği sivil toplum kuruluşlarının yapısı ile ilgilidir. Eğer o ülkede veya şehirde etkili, bağımsız, güçlü sivil toplum kuruluşları varsa oradaki insanların sesi daha gür ve etkileyici çıkar.

Siyaset kurumu bu sesten çok etkilenir. Hükümetlerin en çok dikkate aldığı ses ve görüş sivil toplum kuruluşlarının görüşü ve sesidir. Partiler çeşitli kesimlerdeki vatandaşların temsil taleplerini daha çok etkili sivil toplum kuruluşları üzerinden dikkate alırlar.

Bana göre en yerel sivil toplum yapılanması muhtarlıklardır. Muhtarlar kendi mahalleleri için çok etkili ve güçlü birer sivil toplum kuruluşudur. Çünkü en gerçekçi, en katılımcı ve en bireysel seçim muhtarların seçimidir. Muhtarlar bizzat kendi bireysel özellikleri, etkileri, tanınmışlıkları ve sözleri ile dikkat çekerek seçilirler. Sonra da mahallelerinin sorunlarını yetkili ve ilgili mercilere iletip çözüm ararlar.

Aslında Belediye Başkanlıkları da yapısal anlamda birer sivil toplum kuruluşudur. Çünkü Belediye Başkanları da muhtarlar gibi belki onların daha büyük ölçeklisi olarak o şehrin kendi sorunlarını çözmek adına seçtikleri insanlardır. Nasıl ki muhtarlar kendi mahallerinin sorunlarının çözümü için çaba sarfederlerse belediye başkanları da o kentin sorunlarının çözümü için çaba sarfeder.

Meslek Temsilcilikleri, odalar ve benzeri yapılanmalar da birer sivil toplum kuruluşudur. Bakkallar Bayiler Odası da, Eczacılar ve Tabip Odaları da, Esnaf odaları da, Ticaret ve Sanayi Odaları da birer sivil toplum yapılanmasıdır. Çeşitli cemiyetler, dernek ve vakıflar da böyledir. Herkes temsil ettiği grubun, mesleğin, kesimin haklarını savunur. Sorunlarını dile getirir ve çözüm arar. Burada önemli olan hak ve hukuk çerçevesi, sorunlara çözüm arayışı, seçimle gelmiş olmak, temsil gücü ve etkisi gibi kavramlardır.

Şanlıurfa için konuya bakacak olursak çok mükemmel bir sivil toplum yapılanmasından bahsetmemiz biraz zordur. Kendi başına başarılı olan, etkisini ve gücünü bu şehir için ortaya koyan sivil toplum kuruluşlarımız, dernek ve odalarımız vardır elbette. Ama şehrimizin nüfusuna, büyüklüğüne, ekonomik yapısına, kültürel değerlerine, kaynak ve zenginliklerine göre bir değerlendirme yaparsak bu konuda da oldukça yetersiz olduğumuzu görürüz.

2012 yılında eğitim ve sağlıkta Türkiye’nin en geri illerinden birisi konumundaysak, istihdam ve yatırımda hak ettiğimizi alamıyorsak, kültürümüzü evrensel bir çerçeveye taşıyamamışsak, turizm potansiyelimiz hala yerel kalıyorsa ve daha birçok sorunumuz önümüzde yığınla bize bakıyorsa bunda siyasi yapımız kadar sivil toplum yapımızın yetersizliğinin de payı büyüktür.

Şanlıurfalılarda var olan ferdi davranmak, meselelere kişisel bakmak, herkesin öncelikle kendi yakınlarının sorununu çözme eğilimi sivil toplum yapılanmamıza da yansımış durumdadır. Odalarımız, derneklerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız akraba kavramı ile yapılanmakta, her aşiret birden çok sivil toplum veya meslek kuruluşunda en etkili konumda olmak istemektedir.

Bu konu belki de Şanlıurfa’nın tartışılması, konuşulması gereken en önemli konusu ve çözülmesi gereken en önemli sorunudur. Konuyu bazı yazılarımızda ele almaya ve değerlendirmeye devam edeceğiz.


Bu yazı 7312 defa okunmuştur .

Son Yazılar