Şanlıurfa en çok hangi yönü ile tanınsın istersiniz?
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Şanlıurfa en çok hangi yönü ile tanınsın istersiniz?

24 Şubat 2012 - 16:03

Hepimiz memleketimizle gurur duyuyoruz ve övünüyoruz. Şanlıurfalı olmak hepimiz için bir iftihar vesilesi. Oturduğumuz her yerde göğsümüzü kabartarak biz Şanlıurfalıyız diyoruz. Şanlıurfalı olmayı önemli bir ayrıcalık olarak görüyoruz. Bu konuda oldukça abartılı yaklaşımı olanlarımız da az değil.
Şanlıurfa kendisi ile iftihar edilmeyi, gurur duyulmayı, övünülmeyi elbette ki hak ediyor fazlasıyla. Çünkü memleketimizin kendisi ile övünülecek o kadar çok özelliği, zenginliği ve farklılığı var ki bunları bir yazıda sayarak bitiremeyiz.
Biz bu kuşağın Şanlıurfalıları olarak şehrimizin bu iftihar edilecek özelliklerini artırmada, zenginleştirmede, fazlalaştırmada, hatta bırakın fazlalaştırmayı, artırmayı ve zenginleştirmeyi bu özel değerleri korumada ne kadar başarılıyız dersiniz? Yani sizce bu kutsal kentin tarihine, kültürüne, turizmine, folkloruna, kimliğine, geçmişine ne katımız olmuştur bu güne kadar? Katkıdan vazgeçtim, Şanlıurfa’nın kendisin marka olarak tescil ettirmeye yetecek bu çok zengin özelliklerini korumak adına neler yapabilmişiz?
Şanlıurfa dışarıda, Türkiye ve Dünya’da daha çok nasıl tanınıyor? Neyimizle daha çok biliniyoruz? Şanlıurfa denilince bizim dışımızdaki insanların aklına hemen neler geliyor? Hangi kavramlar memleketimiz adına insanların bilgi dağarcığında yer etmiş ve hafızalara kazınmış sizce?
Ben size söyleyeyim isterseniz.
Şanlıurfa dışında kime sorarsanız sorun size hemen söylenecek isim ve kavramları şöyle sıralamak mümkün:
Öncelikle ve özellikle çiğköfte. Sonra sıra geceleri ve türkülerimiz. Tabii bununla alakalı olarak illaki İbrahim Tatlıses. İsot. Kebap ve lahmacun. Kan davası. Aşiretler adına işlenen ve küçük çocukların sırtına yüklenen cinayetler. Töre ve namus cinayetleri.
Belki biraz Balıklıgöl. Peygamberler şehri olmamız. GAP. Bu çerçevede belki birkaç kavram ve isim daha olabilir. Yani daha fazlası değil.
Şanlıurfa daha çok bu isim ve kavramlar üzerinden tanınıyor. Peki memleketimizin geçmişi, varlığı ve zenginlikleri bunu mu hak ediyor? Şanlıurfalı olarak bizi bu kavramların tanıtmasını mı istiyoruz? Bununla mı gurur duyuyor ve övünüyoruz.
Belki içinizden birisi çıkıp şu güzel soruyu sorabilir: “Kardeşim sen ne diyorsun! Şanlıurfalılar olarak biz memleketimizi tanıyor muyuz ki başkalarına da gerçek boyutları ile hak ettiği gibi tanıtalım!”
En doğrusu bu soru işte!
Biz Şanlıurfa’nın önemini, farklılıklarını, zenginliklerini, özellik ve güzelliklerini maalesef yeterince tanımıyoruz. Sahip olduğumuz değerleri bilmiyoruz.
Kendini Şanlıurfalı olarak tanıtırken övünen bir hemşerinizi tutup sorun ve deyin ki “Bana Şanlıurfa’nın yetiştirdiği 5 büyük şairi sayar mısınız?” Ben eminim ki size en fazla iki isim sayabilir. Belki Şair Nabi’yi duymuştur. Onu da bir okul ismi olarak biliyordur. Yani okulun isminde şair geçtiği için sayabilir belki.
Uygarlık tarihinin beşiği olan Mezopotamya’nın en kadim şehri olan bu güzel Şanlıurfa’nın özü ile tanınması gerekiyor. Bunun için de bizim memleketimizi asıl özellikleri ile bilmemiz gerekiyor.
Biz memleketimizin en önemli kültür değerlerinden birisi olan sıra gecelerini bile hala “vur patlasın çal oynasın” türünden eğlence geceleri olarak biliyoruz. Böyle bilen ve söyleyenlere itiraz bile etmiyoruz.
Kendini bilmeyen ve tanımayanların memleketlerinin eksik ve yanlış tanıtılmasını dert etmeleri mümkün değildir.


--------------------------------------------------------------------------------

Bu yazı 6348 defa okunmuştur .

Son Yazılar