Şanlıurfa Kültürünü Özüne Uygun Korumamız Gerek
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Şanlıurfa Kültürünü Özüne Uygun Korumamız Gerek

14 Şubat 2012 - 13:15

Şanlıurfa sahip olduğu değer ve zenginliklerle önemli bir şehir. Bir yandan tarihi kimliği var. Bu tarihi kimliğin kendisine kazandırdığı turizm zenginlikleri var. Müziği, adet ve gelenekleri, folkloru, sosyal yapısı ve etnik dokusunun çeşitliliği ile Şanlıurfa eşi benzeri az bulunan şehirlerden birisidir.

Harran Ovası, diğer tarımsal alanları, ceylanları, Arap atları, sadeyağı, peyniri, isotu, buğdayı, sebzeleri ve daha sayamayacağımız kadar çok ürünü ile memleketimiz ekonomik açıdan da çok önemli özelliklere sahiptir. Tarıma dayalı sanayi açısından önemini de burada ayrıca belirtmek gerekir.

Şanlıurfa’nın gerek tarihi, gerekse coğrafyasının kendisine kazandırdıkları ile birlikte değerlendirildiğinde önümüze çıkan en önemli kavram “kültürdür”. Yani memleketimizin insanı, sosyal yapısı, etnik zenginlikleri, dini yapısı, insanına ait bütün özellikleri, değerleri, farklılıkları ve Şanlıurfa ile ilgili kalıcı her kavramı “Şanlıurfa Kültürü” olarak ele alabilir, inceleyebilir ve değerlendirebiliriz.

Şanlıurfa kültürü denilince aklınıza hemen müzik, çiğköfte, halk oyunları gelmesin. Şanlıurfa Kültürü oldukça geniş bir hazinedir. Tarihi bütün geçmişimiz ve özelliklerimiz, Peygamberler şehri oluşumuz, evliyalarımız, sanatçılarımız, şair ve yazarlarımız, gelenek ve göreneklerimiz, müziğimiz, yiyecek ve içeceklerimiz, ürünlerimiz, lehçemiz, etnik kimliklerimiz, tarımsal değerlerimiz, coğrafyamız, köylerimiz, ilçelerimiz, aşiretlerimiz, türkü ve gazellerimiz, deyimlerimiz, atasözlerimiz, sıra gecelerimiz bütünüyle “Şanlıurfa Kültürü” dediğimiz hazinenin unsurlarıdır.

Bizim memleketini seven Şanlıurfalılar olarak bütün bu değer ve özelliklerimizi yaşatmak, korumak ve gelecek kuşaklara ulaştırmak gibi bir sorumluluğumuz vardır. Şanlıurfa Kültürü bizi farklı ve özellikli kılan en önemli zenginliğimizdir.

Şanlıurfa kendi öz kültürü ile vardır. Bu kültürü ile yaşayacak ve geleceğe yürüyecektir. Ancak o zaman biz memleketimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş ve vazifemizi yapmış oluruz. Bu kültürü koruyamadıktan sonra Şanlıurfalı olarak böbürlenmemizin ve ortalıkta tafra satarak gezinmemizin hiçbir anlamı yoktur.

Bu kültürü otantik olarak yaşatmamız gerekir. Yani özünde olduğu gibi. Geçmişte atalarımızın dedelerimizin yaşadığı ve bize miras bıraktığı gibi korumalıyız, yaşatmalıyız ve gelecek kuşaklara da tertemiz emanet etmeliyiz. Bu asla tutuculuk değildir. Bu geçmişe saplanıp kalmak değildir. Dünya’nın tarihi geçmişi olan ve kendine göre önemli özellikleri olan bütün ülkeleri, bütün memleketleri öz kültürlerini korumak adına önemli çabalar sergilemekte ve milyonlarca lira harcamaktadırlar.

Son günlerde sırf ticari bir getirisi var diye “Şanlıurfa Sıra Geceleri” için söylenen bazı sözleri ve sergilenen yaklaşımları anlamak mümkün değildir. Özünde asla bir eğlence gecesi olmayan, içerisinde müzik ve alkol bulunmayan sıra gecelerimiz için “Ne yapalım kardeşim! Bu şekilde bu gecelerden birçok insan ekmek yemeye başladı, bol şamatalı sıra geceleri memleketimiz için önemli bir gelir kaynağı oldu!” demek bu memleketin kültürüne ağır bir ihanettir.

Kimse bu memlekette eğlence gecesi yoktur veya Şanlıurfa gecelerinde alkol alınmaz dememektedir. İsteyen istediği yerde yer, içer ve eğlenir. Nitekim “Şanlıurfa Asbap Geceleri”nde buna benzer eğlence ve alkol vardır. Kimsenin buna itiraz etmesi de söz konusu değildir. Çünkü bunlar Şanlıurfa kültürünün vazgeçilmez unsurları ve kalıcı özellikleri değildir. İsteyenin keyfine göre gelişebilir veya değişebilir. Ancak “Sıra Geceleri” geçmişi on yıllara dayanan, bir felsefesi ve kalıcı özellikleri olan önemli bir kültür öğesidir.

Şanlıurfa Kültürünü koruyacaksak özüne uygun korumalı ve kendi kişisel yaklaşımlarımızı bu kültür adına öne çıkarmamalıyız. Şanlıurfa kendi kültürü ile geleceğe taşındığı zaman bugünün ve geleceğin farklı ve özel kentlerinden birisi olur. Aksi halde hiçbir özelliği olmayan sıradan şehirlerden birisi olur ve kaybolup gider.

 

Bu yazı 12587 defa okunmuştur .

Son Yazılar