Şanlıurfa Siyasetinin Dönüşümü ve Değişimi
Sedat Atilla

Sedat Atilla

Şanlıurfa Siyasetinin Dönüşümü ve Değişimi

17 Şubat 2011 - 14:06

Dünya büyük bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. Halka rağmen iktidar olanlar ve yine halka rağmen iktidarlarının sonsuza kadar süreceğini sananlar birer birer yıkılıp gidiyor. Halk eninde sonunda karunlara, tiranlara, hükümdarlara, krallara, kendi seçim sistemleri ile kendilerini seçtirip başkanlık yapanlara ve daha birçok despot yöneticiye şunu haykırıyor:

“Yeter artık! Sana tahammül etmek zorunda değilim. Ben kendim gibi birilerinin beni yönetmesini istiyorum. Sesimi duyan, beni anlayan ve beni gözeten birilerinin yönetiminde hür, özgür, hakkımı alabildiğim bir idare istiyorum!”

Eninde sonunda halkın dediği oluyor. Zaman zaman biraz daha beklemek gerekebiliyor bu dönüşümün yaşanması için. Ama bundan hiç ama hiç kimse kaçamamış bugüne kadar. Mazlumun ahı her zaman indirmiş şahı.

Türkiye’de de zaman zaman benzer olaylar yaşanmış. Birileri halka rağmen idareye el koymuş ve kendilerine göre ülkeyi yönetmeye kalkışmış. Demokrasiyi ortadan kaldırıp darbe yönetimleri oluşturmuş. Halkın iradesi tecelli ettiği zaman da gizli gizli darbe planları yaparak halkın oyları ile seçilmiş olanları ortadan kaldırmaya yeltenmiş. Ama ülkemizde de her zaman halk kazanmış. Halka rağmen iktidar olacaklarını sananlar her zaman yanılmış. Darbe sonraları dönemlere bakın bunu görürsünüz. Birileri darbe yapmış, muhtıra vermiş, halk hemen arkasından kendi iradesini ortaya koyarak kendi yönetimini kurmuş ve iktidara getirmiş.

Bütün bu dönüşümler ve değişimler kolay olmuyor. Birileri mutlaka çile çekiyor, eziliyor, yıpranıyor. Birileri mutlaka sabrediyor, emek veriyor, öncülük ediyor. Birileri bunun için her zaman elini de, gövdesini de taşın altına koyuyor. İşte halkımız da bu insanları, bu öncüleri ve bu halkla beraber halk için siyaset yapanları tanıyor, biliyor, kıymet veriyor ve her zaman hayırla yâd ediyor.

Bakın Türkiye tarihine millet darbe yapanları mı bağrına basmış, yoksa kendi bağrından çıkan evlatlarını mı baş tacı etmiş? Bu millet Adnan Menderesi, Turgut Özal’ı ve Recep Tayyip Erdoğan’ı tanıyor, seviyor, takdir ediyor ve bağrında yaşatıyor. Bu isimlere sahip çıkıyor. Çünkü bu liderlere inanmış, inanıyor. Çünkü bu liderleri tanıyor. Çünkü bu liderler kendi içlerinden çıkmış, kendileri gibi düşünmüş, yaşamış ve kendilerine hizmet etmiş.

Dünya ve Türkiye örneğinden sonra biraz da Şanlıurfa’dan bahsetmemiz gerekiyor. Aslında Şanlıurfa özelinin de yukarıda anlattıklarımdan bir farkı yok. Bizim memleketimizde de zaman zaman benzer olaylar yaşanmış ve benzer gelişmeler olmuş. 1970’li yıllarda Kadri Barut bu memlekette bütün partilere ve güçlere rağmen bağımsız olarak belediye başkanı seçilmiş. Çünkü halk buna inanmış. Halk bunu başarmış. 1984 yılında İ. Halil Çelik başarmış bunu yine halkla beraber. ANAP’ın güçlü iktidarına rağmen İ. Halil Çelik RP’den belediye başkanı seçilmiş. 2009 yılında da Ahmet Fakıbaba bağımsız olarak belediye başkanı olmuş. Bu isimleri sevip sevmemek, beğenip beğenmemek, öncelerini ve sonralarını eleştirmek başka bir şeydir. Benim anlatmak istediğim bu isimler değil, bu isimlerin dönemleri ve halkın bu konudaki tercihleridir. Çünkü bütün bu örnekler tamamen halk hareketleridir ve halka rağmen siyaset yapabileceklerini sananların yanıldıkları örneklerdir.

Bizim sosyal yapısı farklı ve dengelerin önemli olduğu illerde sosyal ve siyasi değişimler ve dönüşümler kolay olmaz. Süreç çok sancılı olur genelde ve daha çok sabır ve emek gerektirir. Önemli olan halkın istemesi ve bunun ulaştırılması gereken yerlere usulüne uygun olarak ulaştırılmasıdır.

Bu siyasi değişim ve dönüşümün önemli aktörleri olmalı ve bu aktörler kendi üzerlerine düşen rolü çok iyi oynamalıdır. Bencillik yapmadan, kolektif şuur ve düşünceye önem vererek, dürüst ve samimi olarak bu sürece katkı sunmak gerekir. Ancak böylelikle Şanlıurfa siyasetinin halk eksenli değişimi ve dönüşümü mümkün olabilir.

Konuya devam edeceğim…

 

Bu yazı 7726 defa okunmuştur .

Son Yazılar