Ayakkabının İçindeki
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Ayakkabının İçindeki

15 Aralık 2008 - 18:40

 

 “Ayakkabı” kelimesi en manidar günlerini yaşıyor.

 

Bütün sözlükler yetersiz bugün.

 

Türk Dil Kurumu sözlüğü, ayakkabıyı “Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç” olarak tanımlasa da, şimdi; hakaretin, eylemin, şokun, refleksin ve hatta bir milletin isyanının adı oldu “ayakkabı”!

 

Hani ABD Başkanı Bush’un başının hemen üstünden geçen, 43 numara erkek ayakkabısından bahsediyorum.

 

Basit bir ayakkabı değildi o…

 

Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi’nin elinden çıkan iki güçlü silahtı.

 

Reuters’in dünyaya geçtiği görüntülerde El Zeydi, ilk ayakkabıyı fırlatırken Bush\'a “köpek” diye bağırıyor.

 

Ve ekliyor, “Bu sana Irak halkının veda busesi olsun!”

 

Sert bir buse…

 

Zehirli bir öpücük…

 

Iraklı gazeteci, ayakkabıyı fırlatırken Bush’a çok da fazla bir zarar veremeyeceğini biliyordu muhtemelen.

 

O’nun için önemli olan, ayakkabının taşıdığı anlamdı.

 

...

 

Bir milletin yürek çırpınışları vardı o ayakkabının içinde.

 

2003 yılından bu yana katledilen 1 milyon Iraklının kanı…

 

Evinden-yurdundan ayrı düşen 3 milyon muhacirin isyanı…

 

Ailelerinin haber alamadığı 15 bin Iraklının meçhul akıbeti…

 

Ve dahası…

 

Ebu Gureyb mahkûmlarının çığlıkları…

 

Tecavüze uğramış kadınların ahları…

 

Babasız çocukların gözyaşları…

 

Oğullarını kaybeden anaların feryadı da içindeydi o ayakkabının…

 

Listeyi uzatmak mümkün.

 

Bağdat’a yağan bombaların…

 

Bebeklerin bölünen uykularının…

 

Yemek götürdüğü askerler tarafından havaya uçurulan kadınların…

 

Cesetleri başında hatıra fotoğrafı çektirilen sivil Iraklıların…

 

ABD askerlerinin bombaların üzerine yazdıkları küfür ve hakaretlerin…

 

Sığındıkları camide hunharca öldürülen pir-i fanilerin intikamını da taşıyordu o ayakkabı…

 

...

 

Iraklıların damarlarına 5 buçuk yıldır zerk edilen zehir, bir basın toplantısında çıktı ortaya.

 

Üstelik sıradan bir askere değil, soyadı uzak coğrafyalardaki zulümlerle özdeşleşmiş bir başkana karşı…

 

Peki; bir gazeteci bunu yapmalı mıydı?

 

Gazetecilik etiği buna izin verir mi?

 

Orası tartışılır.

 

Soru “bir Iraklı bunu yapmalı mı” şeklinde sorulursa, cevap en katı yüreklerde bile “elbette” olacaktır.

 

 

Ayakkabıdan etkilenmediğini söylüyor Bush.

 

İşte bu kesinlikle yalan…

 

Hatta kuyruklu yalan…

 

Hem, İşgalci asker Jon Turner ne demişti?

 

\"Yanımızda ne zaman gazeteciler olsa, hareketlerimiz tamamıyla değişirdi. Her zaman olduğu gibi davranmazdık. Onlar olduğunda, her şeyi kitabına göre yapardık.\"

 

Bush da öyle yapıyor şimdi. Kitabına uygun konuşmaya çalışıyor.

 

Bush’un Irak Halkının sunduğu 43 numara veda öpücüğünden etkilenip etkilenmediğini benzer toplantılar gösterecek.

 

Havaalanlarından sonra basın toplantılarında da ayakkabılarımızı çıkarmak zorunda kalacağımız günler yakındır…

 

Ne dersiniz?

 

 

Bu yazı 6297 defa okunmuştur .

Son Yazılar