Başörtülüler Jip Kullanabilir mi?
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Başörtülüler Jip Kullanabilir mi?

13 Şubat 2009 - 09:28

“Başörtülüler ve jipler”…

İnternet ortamındaki haberlerden birinin başlığı dikkatimi çekti; “Başörtülüler jip kullanamaz”… İddianın sahibiyle alıp veremediğim yok, şahsi görüşü kendini bağlar. Beni asıl rahatsız eden, bu görüş ifade edilirken kullanılan kelimeler. Özellikle de, başörtüsüyle ilgili olanlar.

Ne diyor söz sahibi? “Başörtüsü neydi sevgili kardeşim? Mazlumiyetin, masumiyetin, mağduriyetin, mücadelenin sembolü değil miydi?”… İşte bu bakış, Türkiye’nin bitmek tükenmek bilmeyen başörtüsü sorununun farklı cepheden yansıyan yüzüdür. Yüklenen abartılı-farklı anlamlar, dinin kadınları ilgilendiren bir ayrıntısını yepyeni bir kimliğe büründürüyor. Eskisinden daha çarpıcı ama kesinlikle daha doğru olmayan yeni kimliğiyle arz-ı endam etmeye başlıyor dini kavramlar.

Sözgelimi mazlumiyet… Başörtüsü mazlumiyetin sembolü müdür gerçekten? Kesinlikle hayır… Dünyanın bir bölümünde başörtülüler zulme uğramış olabilirler. Başörtülü kadınlar, başörtüleri dışındaki nedenlerle de mazlum konumuna düşmüş olabilir. Güzel yurdumun her karış toprağında şiddete uğrayan, maddi ve manevi baskılar altındaki yaşamında T.C. kimliğinin yanında gözle görünmeyen bir “mazlum” kimliği taşıyan kadınlar yaşıyor nitekim. Okullarına alınmayan, mesleklerinden men edilen, kamusal alan komedisinden fazlasıyla nasiplenmiş, etnik-kültürel farklılığı nedeniyle baskı gören, koca dayağı yiyen, patronu tarafından adaletsizce işten atılan, evinde bile hor görülen mazlum kadınlardan bahsediyorum. Bu kadınların çoğunun başörtülü olması, başörtüsünü mazlumiyet sembolü haline getirmez, getiremez.

Masumiyetin sembolü de değildir başörtüsü. “Öyle olması” umulur, temenni edilir. Ancak başörtülü kadınlar da, yeryüzündeki diğer Müslümanlar kadar “hata payına” sahiptir. Onlar da günah işleyebilir, dedikodu yapabilir, kul hakkı yiyebilir, hatta gazetelerin üçüncü sayfalarında haber olabilir. Bütün bunlar o kadınların “kişisel” sorunlarıdır. Hesaplarını, yeri ve zamanı geldiğinde Allah’a verirler. Hataları, “başörtülü” olmalarıyla ilişkilendirilemez. Bir başka deyişle, başını örtmek kadına       –günahsızlık manasında- “melek” statüsü kazandırmaz. İmtihan devam etmektedir ve başını örten kadın da, aynı dine inanan erkeklerle aynı pozisyonda hesap gününe doğru hızla yürümektedir.

Mücadelenin sembolü de değildir başörtüsü. Başörtülüler bu topraklarda bütün hakları için mücadele etmek zorunda bırakılmış olabilirler, mücadeleleri zaferle ya da hüsranla da sonuçlanmış olabilir. Ancak bu başörtüsünün değil, başörtülü olmayı tercih eden kadınların mücadelesidir.

Özetle, başı örtmeye yarayan bir kumaşa; Allah’ın (C.C.) bizzat ifade ettiği haliyle kadınların “tanınmasına” yani İslamî kimliğini belirgin kılmasına yarayan örtüye farklı anlamlar yüklemek “iyi niyetli bile olsa” dine müdahaledir. Üstelik inandığımız din, kendisine sonradan yapılan her türlü eklemeyi, çıkarmayı, kısaca müdahaleyi tamamen ve kökten reddeder.

Gelelim başörtüsü-jip ikilemine… Söz sahibi devam ediyor, “Başörtülüler ve Jipler düşünebiliyor musunuz? Bir tarafta yanında küçük çocuğu ile otobüs durağında buz gibi havada bekleyen bir anne var, diğer tarafta ise jipiyle son sürat yanından geçen başka başörtülü. Bunu anlamlandırabiliyor musunuz?”  Cümledeki vurgu sosyal adaletsizliğe yönelik olsa, sonuna kadar desteklemek gerek. Ancak vurgu kadının “başörtüsü”ne…  Direksiyondaki kişi başörtüsüz ya da erkek olunca durum değişiyor mu? Durakta bekleyen anne ve çocuğu daha mı az üşüyor? “Komşusu açken tok yatan” sınıfına girmek için ille de bir “örtü” faktörü ya da jip mi gerekli?

Muhabir soruyor, “Başörtüsü ile Jip aynı anda olamaz mı?”

Söz sahibi devam ediyor.

“Evet olamaz. Çünkü Jip insanlıkla uyuşmaz. Yani şehirde jip kullanmak insanlığa isyan etmektir. Müstağni bir görüntüdür. Mütekebbirliktir. Uyuşmaz uyuşamaz.”

Haklı yönleri var, şehir hayatı için üretilmemiş bir aracı, statü belirlemek için kullanıyorsanız bir sorununuz var demektir. Jiplerin havayı daha çok kirletmesi bile, bu araçların kullanımıyla ilgili ahlaki tartışmalara zemin oluşturabilir. Ama bu, insanlıkla ilgili bir sorundur, başörtülü olmakla ilgili değil.

Durduğumuz nokta, hayata bakışımızı belirliyor. Şehirde, zengin bir muhitte gözüne çarpan jip oluyor insanın, köyde ya da varoşta jipin yerini bazen bir cep telefonu, bazen kolları süsleyen altın bilezikler alıyor. Sorun farklı görünse de, sorumluluk ortak. İnsani bir yanlışta, dini ve etnik kimliğin, cinsiyetin, hele başörtüsünün altını çizmek, sorumluluğu başkalarına yıkma kaygısı taşıyor sanki.

Hedefi doğru belirlemek, kelimelere ve varlıklara olduğundan daha büyük anlamlar yüklememek lazım. Ne başörtüsüne, ne jiplere…

Bu yazı 12808 defa okunmuştur .

Son Yazılar