Beslemeyelim, ASALIM!
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Beslemeyelim, ASALIM!

28 Mart 2011 - 10:55

8 yaşındaki Ahmet Tuna Tekin,

6 yaşındaki kardeşi Dilruba,

ve komşularının kızı 10 yaşındaki Türkan Ay...

Kayseri\'nin Talas İlçesi\'ndeki evlerinden Ramazan Bayramı\'nda, şeker toplamak için çıktılar.

Onları bir daha gören olmadı.

Takvimler, 21 Eylül 2009\'u gösteriyordu...

Aradan 556 gün geçti.

Tekin ve Ay aileleri bir buçuk yıl boyunca çocuklarının yolunu bekledi.

Geçen her gün, her bayram, her doğum günü, her 23 Nisan, her karne günü zehir oldu onlara...

Bilinmezliğin acısı çığ gibi büyüdü içlerinde...

Polisin aramaları, ailenin çabaları, habercilerin yayınları da sonuç vermedi.

\"Acaba\"lar, \"belki bugün\" umutları ve çaresizlikten ibaret bir hayat başladı onlar için.

26 Mart 2011\'e kadar sürdü bu acı.

Cumartesi günün ilk saatlerinde geldi haber.

Çocukların katili bulunmuştu.

Evlerinin 150 metre ilerisinde oturan uzak komşularıydı katil Uğur Veli Gülışık.

Şeker toplayan masum çocukları \"daha güzel şekerler\" vaadiyle içeri almış, 10 yaşındaki Türkan\'ı tecavüz ettikten sonra boğazını keserek, diğer iki masumu boğarak öldürmüştü.

Haber ailelerin acıdan kavrulan yüreğine kelimelerle tarif edilemeyecek bir acı daha ekledi.

Özlem Ay\'ın ekranlardan taşan feryadına bütün Türkiye şahit oldu.

\"Annem, kurtar beni diye bağırdın mı annem\" diye ağladı genç kadın.

Tek bir teselli kelimesi çıkmadı kimsenin ağzından.

Ne teselli edebilirdi ki bu durumdaki bir anneyi?

Evdeki eş dosttan yükselen tek bir ses vardı. \"Asın o adamı veya bize verin!\"

Tekin ailesinin evinde de benzer bir tablo vardı.

Anne Leyla Tekin, hayatım boyunca duyduğum en merhametli çıkışı yaptı.

\"Benim içim yandı ama beddua etmiyorum, O\'nun da içi yansın diyemiyorum, evlat acısı çok büyük\" sözleri döküldü dudaklarından.

Ve bu merhametli kadın, \"O\'nu bana getirin, ellerimle vereyim cezasını\" derken evlat acısı çekmenin ölümden daha ağır olduğunu en yalın haliyle ortaya koyuyordu.

Peki şimdi ne olacak?

İdam Cezası, 2002 yılında MHP, ANAP ve DSP üçlü koalisyonu döneminde kaldırıldı.

Düzenleme Avrupa Birliği ile uyum sağladı ancak o günden sonra yüzlerce bağrı yanık annenin ahı yerde kaldı.

Cezaevleri, bizim vergilerimizle beslenen bebek-çocuk-kadın-erkek katilleriyle doldu.

Şimdi onlara bir yenisi eklenecek.

Uğur Veli Gülışık.

Cezaevinde tutulduğu her gün, vergilerimizle beslenecek.

Ahmet Tuna, Dilruba ve Türkân, bu garip durumu farklı bir boyutta izleyip şaşıracak.

Anne-babalarının yüreğindeki ateş, katil yaşadıkça alev alev yanmaya devam edecek.

Sadece üç çocuk değil katilin öldürdüğü.

Güveni, insanlığı, komşuluğu da öldürdü üç çocukla birlikte.

Çocuklar bundan böyle neşe içinde şeker toplamaya çıkamayacak.

Anneler, çocuklarını her sabah yeni tembihlerle gönderecek okula, tıpkı benim bu sabah yaptığım gibi...

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, şu dakikalarda mecliste, Kayseri\'de üç çocuğu öldüren şahısla ilgili \'\'idam edilsin\'\' önerisinde bulunacak.

Meclisteki bütün partiler, bu öneriyi ciddiye almalı.

Çünkü Kayseri\'deki olay toplumu psikolojik bir eşiğe getirdi.

Yargının adaleti sağlayamayacağı düşüncesi çığ gibi büyüyor.

Kayseri Adliyesi önünde toplanan kalabalık bunun en güzel örneği.

Böyle giderse, insanlar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya çalışacak.

\"Asmayıp beslediğimiz\" katillerin faturasını çok daha ağır ödeyeceğiz.

\"Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız\"(Bakara 179) buyuruluyor Kur\'an-ı Kerim\'de...

Leyla Tekin ve Özlem Ay da bunu bekliyor.

Türkiye\'nin bütün anneleri gibi...

Bu yazı 14029 defa okunmuştur .

Son Yazılar