Ceylan\'ın Annesi...
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Ceylan\'ın Annesi...

25 Ekim 2009 - 02:29

Ceylan Önkol\'un parçalara ayrılmasının üzerinden neredeyse bir ay geçti. Türkiye\'nin hızla değişen gündemi Ceylan\'ın mezar taşında ince bir toz tabakası oluşturdu bile. Ceylan\'ın annesinin yüreğindeki yara ise, eteğinde solan kan izlerine inat taptaze duruyor. Acısını bir nebze dindiren tek şey, Türkiye\'nin dört bir yanından gelen destek mesajları... Özellikle de kadınlardan gelen destek.


Ceylan\'ın annesinin acısını paylaşan duyarlı kadınlar, Başbakan\'a açık mektup yazarak bir imza kampanyası başlattı. Amaç; anneye destek vermek, bu faili meçhul(!) olayın aydınlanmasına katkıda bulunmak...


Adalet duygularının Ceylan gibi parçalanmasına izin vermek istemeyen herkesten imza bekliyorlar.


İşte o mektup ve imza atmak isteyenler için blog adresi...


\"Sayın Başbakanımız,

Bu ülkenin topraklarında, 14 yaşında bir kız çocuğu, evinin 200 metre uzağında, sürüsü için ot topladığı sırada vuruldu. Ceylan Önkol’un, son kez “annecim bana makarna pişir de dönünce yiyeyim” diyerek ayrıldığı annesi tam 20 gündür kendisine ulaşan; ulaşmayı, görmeyi arzu eden herkese şöyle sesleniyor:
-Benim çocuğum başarılı bir öğrenci idi. Ramazan’da iki kere Kuran’ı hatmetmişti, Kuran’ını okurdu kimseye bir zararı yoktu. Onu kim öldürdü? Okuduğu Kuran duvarda asılı kaldı! Benim ciğerim yandı başkalarının yanmasın, ne olur bu olayı aydınlatın, Ceylan’ın katillerini bulun.

“Fırat nehrinin kıyısında bir deve kaybolsa Allah onu Ömer’den sorar diye korkarım” demişti dostlarına Hz. Ömer.

1 Ekim 2009 günü kaybolan ne bir deve ne bir yavru ceylan. Kaybettiğimiz; ayağı incinse annesinin ciğerinin yandığı, hastalandığında nice uykusuz geceleri başında geçirdiği bir insan yavrusu! ! Evlatları yok olduğunda anaların yüreklerine kor olup düşen acı, batıda, doğuda, Gazze’de bir diğerine göre daha çok ya da daha az yakıcı değildir. Yavrusunun cesedinin parçalarını eteğine toplayan bir Kürt ananın âhı da Allah katında daha az işitilmez elbet!

Büyüyünce savcı olmak isteyen Ceylan 14 yaşında bir melek olarak bu dünyaya veda etti. “O kız çocuğuna hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman” ayetini de okuduğu Kuran’ı evinin duvarında asılı kaldı. Tıpkı bir zamanlar Müslümanların yüreklerini titreten pek çok benzeri ayetin de bugün duvarlarda asılı kaldığı gibi.

Soruyoruz; Neden?

Tevhide’yi, Gazzeli anneleri gören gözler neden Ceylanların, Uğurların, Mizginlerin bedenlerine kör kalmaya devam ediyor?

Yavrusunun cesedinin parçalarını eteğinde köyüne taşıyan bir annenin acısı neden bu kadar görünmez?

Ceylan’ın yaşadığı akıl almaz zulüm bir teselli telefonunu, küçük bir ‘yanınızdayız, bu işi sonuna kadar takip edeceğiz’ mesajını neden hak etmiyor?

Bu ülkeyi yönetenlerin iyilik ve adalet duyguları da duvarlarda asılı tozlu bir “eşya” mı olacak?

Daha kaç Ceylan’ın bu ülkenin mezralarında kaybolmasına sessiz kalıp, annelerinin acı dolu yakarışlarına kulaklarımızı tıkayacağız?

Daha kaç Ceylan’ın annesinden bir destek mesajını esirgeyerek bu ülkede Kürt halkına değen bir demokrasi açılımı olabileceğini düşleyeceğiz?

Sayın Başbakanımız, bizler şimdiye kadar zulme uğrayan başka küçük çocukların ailelerinden esirgemediğiniz destek telefonunuzu ve mesajınızı Ceylan’ın ailesi için de bekliyoruz. Bunu yaparsanız, belki huzur ve barış rüzgarı, savaş çığlıkları atanların seslerini anlamsız fısıltılara dönüştürerek, “benim ciğerim yandı başkalarının yanmasın” diyen bir ananın evine kadar ulaşmış olur.

20 gündür sabırla küçük bir açıklama bekleyen bir grup kadın olarak beyan ediyoruz ki; Ceylan’ın annesinin sonuna kadar yanındayız! Bizler, bu olay aydınlanana dek, gücümüz yettiğince Ceylan’ın ölüm sebebini sormaya devam edeceğiz.

Hambaz mezrasında yitip giden yavrumuzla beraber adalet duygumuzun da parçalanmasına izin vermeyeceğiz. 

http://ceylanicinbulusankadinlar.blogspot.com/

Bu yazı 13381 defa okunmuştur .

Son Yazılar