Meslek Liseli Çocukların Günahı
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Meslek Liseli Çocukların Günahı

31 Temmuz 2009 - 00:09

Onbinlerce gencin yıllar sonra gülen yüzü bugün yine asık. İstanbul Barosu, “farklı katsayı puanı uygulamasını kaldırma düzenlemesinin” iptali için Danıştay’da dava açtı. Meslek liselilerin, yaşıtlarıyla eşit şartlarda ÖSS’ye girebilme hayali “bir başka bahara dek hayal olarak kalma” ihtimaliyle karşı karşıya...

...

Meslek lisesi mezunlarının bir bölümü, yıllar önce ailelerinin yaptığı tercihlerin bedelini, istemedikleri mesleklerde çalışan mutsuz bireyler olarak ödüyor nicedir. Büyük çoğunluğu lisede eğitimini aldığı meslekle uzaktan yakından alakadar değil. Eğitimleri boyunca ailelerinin ve devletin yaptığı masraf da cabası... Hayallerle gerçeklerin buluşma noktasına dünyanın birçok ülkesindeki akranlarından daha uzaklar.

...

İmam Hatip mezunlarını önce yüksek eğitimden, daha sonra bürokrasi koltuklarından uzak tutma amacı güden bu uygulama, kan emici bir vampir gibi gençliğimizi çaldı yıllarca. Aileleri tarafından gönderildikleri okulların bir bataklığa dönüştürüldüğünü fark ettiklerinde ÖSS kapısına kadar gelmişlerdi. Çaresiz çaldıkları o kapı, başkaları için kolaylıkla açılırken, meslek liseliler için tonlarca ağırlık ekledi tokmağına...

...

Oysa kimse sormamıştı onlara, meslek lisesine gitmek isteyip istemediklerini. Dahası, eğitim kurumlarının kapısında ne ailelerine, ne kendilerine onları bekleyen bu zorlu durumdan bahsetmemişti hiç kimse. Bazıları dinini öğrenmesi için İmam Hatip’e, bazıları meslek edinmesi için motor, çocuk gelişimi, eletronik bölümlerine gönderildi. Nereden mi biliyorum? Onlardan biriyim ben de. Ailem, orta okula başlayacağım yaz tatilinde duydu İmam Hatip’in adını. Sonra normal eğitimin yanısıra dini eğitim de almam amacıyla binbir zahmetle yazdırdı okula. Talep öyle yüksekti ki, kız çocukları ciddi bir sınavla alınıyordu Ankara’nın göbeğindeki İmam Hatip Lisesi’ne. Adını bile duymadığım İmam Hatip’e başladığımda benim gibi yüzlerce öğrenci vardı. Hayallerinde imamlık ya da vaizeliğe yer vermeyen yüzlerce çocuk. Doktor, mühendis, öğretmen, gazeteci olmak isteyen çocuklar. Aynı tarihte ağabeyim bir başka meslek lisesinin elektronik bölümüne devam ediyordu, yine anne-babamızın tercihleriyle. Lisedeki bölümünü, ortaokul sonunda girdiği sınavın puanı belirlemişti...

Tıpkı İmam Hatip Lisesi’ndeki çocuklar gibiydi O’nun okulundaki çocukların tercihleri de. Doktor, mühendis, öğretmen, gazeteci olmak istiyorlardı. Ailelerinin isteği de bu yöndeydi üstelik. Üniversite kazanamazlarsa bir meslekleri olsun ya da öldüklerinde arkalarından sadece Fatiha değil, bir de Yasin okuyabilsin diye göndermişlerdi çocuklarını. Okullar devlete aitti, devlet çocuklarına elbet sırt çevirmezdi... Bir süre de öyle oldu. Meslek liselerinde meslek edinen küçük azınlığa karşın, ezici çoğunluk üniversite yönünde kullandı tercihini. Hayallerindeki mesleklerde, bu kez kendi karar verdikleri istikamette ilerleme şansı yakaladılar bir süre için. Sonra “katsayı karabasanı” geldi çöktü. ÖSS’ye 5 kala, son kulvara atıldıklarını öğrendi meslek liseliler. ÖSS’de dereceye girenlerin hiçbir okula yerleştirilememesine şahit oldu bu ülke.

Kimi kaderine küsüp meslek yüksek okullarına gitti zoraki, kimi ülkesine küsüp farklı ufuklara yelken açtı yürekleri kan ağlayarak.

Zehir gibi gençlerin göçmen kuşlar gibi uzak diyarlara gittiğini izledik yıllar boyu umarsızca...

Tam bir umut doğdu derken, başkalarının yazdığı alın yazılarından kurtulabilecekken onbinler, bu kez İstanbul Barosu çıktı karşılarına.

...

Onlara kimse sormamıştı hangi okula gitmek istediklerini.

Ama bize tarih soracak...

Yakın ve uzak geleceğimiz soracak...

“Bu gençleri hangi günahlarından dolayı cezalandırdınız”???

Ve bu günahı savunmaya ne baronun, ne Danıştay’ın ne de bir başkasının yüzü olacak.

Bu yazı 5916 defa okunmuştur .

Son Yazılar