Nasıl Bir Başkan?
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Nasıl Bir Başkan?

02 Mart 2009 - 16:29

Bir ay bile kalmadı. Geri sayım hızlandıkça, başkan adayları kısacık uykularının kaygılı rüyalarında, yakında oturmayı arzu ettikleri koltukları daha çok görmeye başladı.

Aday deyince, ortak bir tipleme yok elbette…

Kimi kendinden emin, alacağı oylar çantada keklik…

Kimi öyle endişeli ve yakın gelecekten öyle korkuyor ki, psikolog eşliğinde çıkıyor seçim turlarına…

Rabbim hayırlısını versin, nasıl bir toplumsak öylece yönetileceğimiz ayetle sabit… Sandıklardan çıkacak kişiler, toplum aynasındaki yansımalarımız olacak biraz da…

Kitlesel çehremizin güzellik ve çirkinliklerini gözlemleyeceğiz seçeceğimiz yüzlerde. “Emaneti ehline verin” emrini ne derece yerine getirdiğimizi de 30 Mart’ı takip eden 4 yıl boyunca uygulamalı olarak öğrenme fırsatı yakalayacağız.

Peki, nasıl bir başkan olmalı seçeceğimiz?

Niyetim ukalalık yapmak, şunu seçin, buna oy verin demek değil asla...

Hayal kırıklıkları ilçesinin sade bir vatandaşı olarak, hayalimdeki başkanı paylaşmak istiyorum naçizane.

— Önce ehliyet, illa ehliyet, mutlaka ehliyet… Ehil olmanın öncelikli kuralı, içinde yaşadığı beldenin sorunlarını yüreğinde hissetmek olsa gerek. Yaşamadığı, anlamadığı bir sorunu çözmek için kendini paralayan insan yok yeryüzünde, insanın tabiatına aykırı bu durum.

— Koşulsuz sevgi… İnsanı insan olduğu için seven, yönettiği beldenin taşına, toprağına, havasına, suyuna âşık, mevcudu olduğu gibi kabul eden, değiştirmeye değil düzeltmeye, güzelleştirmeye çalışan bir başkan…

— Etrafında şimdiden duymaya başladığı ve başkanlık koltuğuna oturması halinde her gün yüzlerce kez farklı tonlamalarda duyacağı “Başkanım” kelimesinin büyüsüne kendini kaptırmayacak… “Başkanım” nidalarının altında her zaman yaranma, yalakalık, menfaatperestlik payı olduğunu-olabileceğini hesaba katacak…

— Yöneticisi bulunduğu bölgede en geleneksel yöntemle tebdil-i kıyafet dolaşan… Makam arabasıyla geçerken pırıl pırıl gördüğü sokakların aslında “emret başkanım” taifesi tarafından şirin görünme amacıyla az önce bakımdan geçirildiğini bilen, ağaçların yıkanmış yapraklarındaki ışıltıya kendini kaptırmayan…

—\"Yetim hakkı yememeyi” marifet değil görev bilen, asıl marifetin hiçbir kulun hakkını yememek olduğunun bilincinde…

— Gerçekten din, dil, cinsiyet, etnik köken ayrımı yapmayan, kapısına gelen iş adamı ile yoksul vatandaşa farklı muamelede bulunmayacak kadar adil…

— Yanıbaşındakilerin; yardımcılarının, özel kaleminin, odacısının ya da sekreterinin hata yapabileceği, adaletten sapabileceği ihtimalini aklından çıkarmayan…

— Karar verirken sadece danışmanlarına değil, yüreğinin en insani kalmış zerresine, bazen ak saçlı anasına, bazen cami avlusundaki pir-i faniye danışan…

— Belediyenin parasının aslında vatandaşın parası olduğunu bir dakika bile unutmayan,

— Kuşe kâğıtların artık göz boyama malzemesi değil, israfın faturası olarak algılandığının bilincinde…

— Ve daha nicesi…

 

Bunlar benim hayalimdeki başkanın ilk aklıma gelen özellikleri.

Yazmaya devam etsek, listeyi 29 Mart’a kadar tamamlamak mümkün olmaz muhtemelen.

Listedeki talepleri abartılı bulanlar, Hz. Ömer’in adalet anlayışının yanında bizim beklentilerimizin aslında çok sıradan olduğunu rahatlıkla görebilirler. Zaten taşın altına elini koymak, diğer insanların yapamadıklarına, yapamayacaklarına aday olmak değil midir biraz da. Eğildiğinde kılıçla düzeltileceğini bilerek çıkmak yola… Kendini düzeltecek kılıcı kendi yürek kınında taşımak hatta…

“İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah\'ın yolundan saptırır. Allah\'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.\" SAD 26”

Ya sizin hayalinizi nasıl bir başkan süslüyor?

Kentinizin 4 yılını kime emanet edeceğinize karar verdiniz mi?

Hayrın şerre galip gelmesi dua ve ümidiyle…

 

Bu yazı 3898 defa okunmuştur .

Son Yazılar