Pimi Çekilmiş Hayatlar
Semanur Sönmez Yaman

Semanur Sönmez Yaman

Pimi Çekilmiş Hayatlar

27 Ağustos 2009 - 23:44



 



25 yaşındaydı, 75 günü kalmıştı terhisine…

Ramazan Bayramı’nı göremedi er İbrahim Öztürk, hiçbir suçu olmayan üç arkadaşı da…

Ana babaları bu mübarek günleri gözyaşı dökerek geçiriyor.

Dört gencin kaza kurbanı olmadığı, komutanın verdiği korkunç bir cezanın sonunda hayatlarını kaybettikleri bilgisi, ailelerin acılarını kat be kat artırdı. Yürek yangınlarının üzerine biraz öfke, biraz dehşet, biraz nefret eklendi. Vatan borcunu ödemeye gönderdikleri çocuklarının sağ salim dönmesi için dua ediyorlardı oysa. Kazası-belası vardı bu işin, karı, kışı, çatışması… Ama komutanları tarafından ölümcül bir cezaya çarptırılacakları hiç hesapta yoktu. Biricik oğullarının pimi çekilmiş bir bombayla eğitileceğini(!) akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi. Akıllarına gelmeyen başlarına geldi. Er İbrahim, nöbette uyuyakalmanın bedelini komutanının akıl almaz cezasıyla ödemek zorunda kaldı. Komutan el bombasının pimini çekerek eline verdi İbrahim’in… Çektiği, İbrahim ve üç masum erin hayatlarının pimiydi aslında…

…

Mehmetçiklerin önce kaza, sonra ceza sonucu yaşamlarını yitirdiği açıklandı. Teğmen Mehmet Tümer, yargılanmak üzere tutuklandı. Geriye dört Mehmetçiğin cansız bedenleri ve yürekleri yanmış dört ana kaldı. Yaşadıkları acıyı tarife gerek yok. Bir insan, komuta kademesinde yer alan sorumluluk sahibi bir insan nasıl bu kadar acımasızlaşabilir? Emrindeki askerin ölüm ihtimali hiç mi aklının ucundan geçmez? Tamam, askerlikte disiplin çok önemlidir, hepimizin malumu. Ama nasıl olur da, düşmana bile reva görülmeyecek bir işkence yöntemi uygular kendisine emanet edilen bir ere…

Teğmen, emanete ihanet etti. Uzmanlara göre, teğmenin bu garip uygulaması, harp okulunda aldığı sorunlu liderlik eğitiminin bir sonucu. Doğruluk payı vardır mutlaka. Ama ben daha öncesini merak ediyorum. Ana kucağında aldığı eğitimi mesela. İşte bu noktada, ben bu komutanın annesini merak ediyorum. Nasıl bir anneye sahipti Mehmet Teğmen? Yeterli şefkati görebilmiş miydi çocukluğunda. Mahalle arkadaşları olmuş muydu? Kan kardeşi var mıydı, yeri geldiğinde O’nun için canını feda edebilecek… İlkokul öğretmenine çiçek götürmüş müydü hiç? Babası döver miydi, sever miydi akşamları okul dönüşü oğul Mehmet’i?

…

Aklıma, bir psikoloğun annelerden oluşan topluluğa eğitim verirken izlediği yöntem geldi. Psikolog, annelere çocuklarıyla ilgili sorular soruyordu. Biri çocuğunuzu dövse ne yaparsınız? Biri çocuğunuza hakaret etse ne yaparsınız? Biri çocuğunuzu taciz etse ne yaparsınız? gibi… Anneler öfkeyle yanıtlar veriyordu. Ve sonra can alıcı soru geldi. “Ya bunları yapan sizin çocuğunuz olursa?”…

…

Mehmet teğmen bizim toplumumuzun çocuğu. Aldığı eğitim ne kadar sorunlu ve zorlayıcı olursa olsun, yüreğine zamanında şefkat ve merhamet tohumları ekilememiş bir birey. Pimi çeken elleri büyüten bizim annelerimiz, öğretmenlerimiz.

…

Şimdi başımızı ellerimizin arasına alıp düşünme zamanı. Başka İbrahim’ler ölmesin diye… Başka bombaların pimleri çekilmesin diye ne yapmamız gerektiğini düşünmeliyiz uzun uzun. Ellerimizin arasındaki, kendi çocuklarımızın hayatlarının pimi. Ve o henüz pimi çekilmemiş hayatları kurtarmak için hâlâ bir umut var.

Bu yazı 8566 defa okunmuştur .

Son Yazılar